Gündüzün iki tarafında ve gecenin yakınlarında salatı ikame et. Çünkü iyilikler kötülükleri giderir. Bu, öğüt alanlar için bir öğüttür.
Hud 11:114وَاَقِمِ الصَّلٰوةَ طَرَفَيِ النَّهَارِ وَزُلَفاً مِنَ الَّيْلِۜ اِنَّ الْحَسَنَاتِ يُذْهِبْنَ السَّيِّـَٔاتِۜ ذٰلِكَ ذِكْرٰى لِلذَّاكِر۪ينَۚ • Ve ekımis salate tarafeyin nehari ve zulefen minel leyl, innel hasenati yuzhibnes seyyiat, zalike zikra liz zakirin. • Meal: Gündüzün iki tarafında[1] ve gecenin yakınlarında[2] salatı ikame et.[3] Çünkü iyilikler kötülükleri giderir. Bu, öğüt alanlar için bir öğüttür. • Dipnot 1: Salati'l Leyl, Gece/Yatsı namazıdır. Salati'l Leyl/gece (yatsı) namazının vakti gecenin ilk bölümüdür (11:114). Gece namazının vakti, gece karanlığının tam çökme anından gecenin ortasına kadardır. Bu ayetten ve salatı/namazı konu edinen diğer ayetlerden, namazın; "sabah", "akşam" ve "gece" olmak üzere günde üç vakit olduğu anlaşılmaktadır. Bu ayette geçen "zulef" kelimesinin çoğul yani üç ve üçten fazla bir anlama sahip olmasından hareketle, namazın beş vakit olduğu söylense de "zulef" sözcüğü gecenin üç bölümünü ifade etmektedir; gecenin ilk bölümü, gecenin ortası ve gecenin son bölümü (Bkz. 73:2, 3, 4; 73:20). Dolayısı ile "gecenin yakınlarında" ile kast edilen şey gecenin ilk bölümüdür. Günümüzde cemaatle kılınan namazlara bakıldığında da namazların aslında üç vakit ve ikişer rekat olduğu anlaşılmaktadır: Dikkat edilirse namazların farzları olarak sabah namazı iki rekat ve ikisi de sesli; öğlen namazı dört rekat, dördü de sessiz; ikindi namazı dört rekat, dördü de sessiz; akşam namazı üç rekat, ikisi sesli, biri sessiz; yatsı namazı dört rekat, ikisi sessiz ikisi sesli kılınmaktadır. Kılınan namazlarda, sesli olarak kılınanlar sabah iki, akşam iki ve yatsı iki şeklindedir. Yani günde üç vakit ve ikişer rekat sesli kılınmaktadır. Sessiz kılınanlar sonradan yapılan ilavelerdir. Bu ilaveleri çıkarırsak geriye namazın vakitleri ve rekat sayıları kalmaktadır. • Dipnot 2: Namazı gereği gibi kıl, canlı ve diri tut. • Dipnot 3: Sabah ve Akşam. Namaz, vakitleri belirlenmiş bir farzdır (4: 103). Salati'l Fecr, sabah namazı (24:58); Salati'l İşa, akşam namazıdır (24:58). Salati'l Fecri'in vakti, tan yerinin ağarmaya başlamasından Güneş'in doğuş anına kadardır. Salati'l İşai'nin vakti ise Güneş'in batışından gecenin karanlığının iyice çöktüğü zamana kadardır. "İşa"nın akşam demek olduğuna dair ayetler şunlardır: 12:16; 79:46. • Kelime kelime: وَأَقِمِ ve ekimi ve ayağa kaldır · ٱلصَّلَوٰةَ s-salate salatı · طَرَفَىِ tarafeyi iki tarafında · ٱلنَّهَارِ n-nehari gündüzün · وَزُلَفًۭا ve zulefen ve yakın vakitlerinde · مِّنَ mine · ٱلَّيْلِ ۚ l-leyli gecenin · إِنَّ inne şüphesiz · ٱلْحَسَنَـٰتِ l-hasenati iyilikler · يُذْهِبْنَ yuzhibne giderir · ٱلسَّيِّـَٔاتِ ۚ s-seyyiati kötülükleri · ذَٰلِكَ zalike bu · ذِكْرَىٰ zikra bir öğüttür · لِلذَّٰكِرِينَ lizzakirine ibret alanlara • قوم (qwm) kökü: Kıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk… • صلو (Slw) kökü: Hayvanın arka orta bölümü, kuyruğunun çıktığı yer, sırtlamak, desteklemek, uyluklamak, yakından takip etmek, arkasından yürümek/takip etmek, (Musalli > önde giden atı izleyen arkadaki at) bağlı kalmak, söylev, nutuk… • طرف (Trf) kökü: Düşmanın hattının uç noktasına saldırmak, bir şey seçmek, uç nokta, kenar, yan/bitişik/dış kısım, taraf, sınır, son, yeni edinilen, yakınlık, kenar bölgeler • نهر (nhr) kökü: akıtmak, akan su oluşturmak, geri püskürtmek, kınamak, bol miktarda akmak, geri sürmek, gözdağı vermek, azarlamak, gündüz vakti yapmak, gün, gündüz, gün ışığı saatleri (şafaktan alacakaranlığa kadar) • زلف (zlf) kökü: Yaklaşmak, ilerlemek, yakınlık/yakınlaşma/yakınlık derecesi • ليل (lyl) kökü: Gece, karanlık, akşam karanlığı, ışıksız zaman dilimi, gece karanlığı, geceleyin • حسن (Hsn) kökü: Yakışıklı olmak, iyi olmak, iyi/güzel/hoş/memnun edici görünmek, mükemmel olmak, bir şeyi iyi veya güzel yapmak/kılmak, bir şeyi güzelleştirmek/süslemek/bezemek, iyilikte çabalamak veya rekabet etmek, iyi yapmak veya… • ذهب (phb) kökü: gitmek, uzaklaşmak, ayrılmak, almak veya uzaklaşmak, tüketmek, almak, iletmek, ölmek, sona ermek • سوا (swA) kökü: eşit, düz, beraber, denk, aynı, birlikte, eşit olmak, düzleşmek • ذكر (pkr) kökü: hatırlamak/anmak/hatırlatmak, ezberlemek için çalışmak, hatırlatmak, akılda tutmak, düşünceli/özenli olmak, bahsetmek/anlatmak/aktarmak, yüceltmek/övmek, uyarmak/ikaz etmek (örn. dhikra 2. çekimdir ve dhikr'den daha… • Hud suresi 123 ayettir; bu 114. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).