"Ey halkım! Rabb'inizden bağışlanma dileyin. Sonra O'na tevbe edin, gökten üzerinize bol bol rahmet göndersin, gücünüze güç katsın. Mücrimler olarak yüz çevirmeyin."
Hud 11:52وَيَا قَوْمِ اسْتَغْفِرُوا رَبَّكُمْ ثُمَّ تُوبُٓوا اِلَيْهِ يُرْسِلِ السَّمَٓاءَ عَلَيْكُمْ مِدْرَاراً وَيَزِدْكُمْ قُوَّةً اِلٰى قُوَّتِكُمْ وَلَا تَتَوَلَّوْا مُجْرِم۪ينَ • Ve ya kavmistagfiru rabbekum summe tubu ileyhi yursilis semae aleykum midraran ve yezidkum kuvveten ila kuvvetikum ve la tetevellev mucrimin. • Meal: "Ey halkım! Rabb'inizden bağışlanma dileyin. Sonra O'na tevbe[1] edin, gökten üzerinize bol bol rahmet göndersin, gücünüze güç katsın. Mücrimler[2] olarak yüz çevirmeyin." • Dipnot 1: Bkz. 11:3. ayetin 1. dipnotu. • Dipnot 2: Bkz. 10:17. ayetin dipnotu. • Kelime kelime: وَيَـٰقَوْمِ ve ya kavmi kavmim · ٱسْتَغْفِرُوا۟ stegfiru bağışlanma dileyin · رَبَّكُمْ rabbekum Rabbinizden · ثُمَّ summe sonra · تُوبُوٓا۟ tubu tevbe edin · إِلَيْهِ ileyhi O'na · يُرْسِلِ yursili göndersin · ٱلسَّمَآءَ s-semae gökten · عَلَيْكُم aleykum üzerinize · مِّدْرَارًۭا midraran bolca yağmur · وَيَزِدْكُمْ ve yezidkum ve katsın · قُوَّةً kuvveten güç · إِلَىٰ ila · قُوَّتِكُمْ kuvvetikum gücünüze · وَلَا ve la · تَتَوَلَّوْا۟ tetevellev yüz çevirmeyin · مُجْرِمِينَ mucrimine suçlular olarak • قوم (qwm) kökü: Kıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk… • غفر (gfr) kökü: korumak, örtmek, gizlemek, siper etmek, miğfer, affetmek, bağışlamak, koruma/af dilemek • ربب (rbb) kökü: Usta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren… • توب (twb) kökü: Dönmek; tövbe etmek; pişmanlıkla kendini çevirmek (ila ile veya olmadan), merhametle dönmek (ala ile), uyum sağlamak. • رسل (rsl) kökü: Bir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul… • سمو (smw) kökü: yüce/yüksek olmak, yükseltilmiş, çatı, tavan; isim, sıfat, nitelik; semavat - yükseklikler/gökler/yağmur, yağmur bulutları. ism - Bir şeyin/nesnenin ayırt edici işareti Türkçe’ye girmiş türevler : sema, semavat… • درر (drr) kökü: Bolca akmak, bol miktarda vermek, parlamak. durriyan - parlayan, ışıldayan, göz alıcı. midraaran - bol yağmur. • زيد (zyd) kökü: arttırılmış, aşmış, gereksiz/fazladan kalmış, kalıntı, ilave, abartılmış, ek, fazla • قوي (qwy) kökü: Güçlü olmak, güçlenmek, üstün gelmek, yapabilir olmak, güçlü olmak, dinç olmak, zorlu olmak. Quwwatun (çoğulu quwan) - güç, kuvvet, dinçlik, kararlılık, sağlamlık, azim. Qawun - çöl. Aqwa - çölde kalmak. Muqwin… • ولي (wly) kökü: yakın olmak, yanında olmak, takip etmek, kadar olmak • جرم (jrm) kökü: Bir şeyi kesmek veya koparmak, bir şey kazanmak/elde etmek/edinmek, birini suç işlemeye yönlendirmek veya teşvik etmek, bir suç/günah/kabahat/hata işlemek, itaatsizlik yapmak, açık/net olmak, bir şeyi tamamlamak, bir… • Hud suresi 123 ayettir; bu 52. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).