İçlerinden, sözü geçerli olanı: "Yusuf'u öldürmeyin, eğer bir şey yapacaksanız onu bir kuyunun dibine bırakın, kervanlardan biri onu alsın."
Yusuf 12:10قَالَ قَٓائِلٌ مِنْهُمْ لَا تَقْتُلُوا يُوسُفَ وَاَلْقُوهُ ف۪ي غَيَابَتِ الْجُبِّ يَلْتَقِطْهُ بَعْضُ السَّيَّارَةِ اِنْ كُنْتُمْ فَاعِل۪ينَ • Kale kailun minhum la taktulu yusufe ve elkuhu fi gayabetil cubbi yel-tekithu ba'dus seyyareti in kuntum failin. • Meal: İçlerinden, sözü geçerli olanı: "Yusuf'u öldürmeyin, eğer bir şey yapacaksanız onu bir kuyunun dibine bırakın, kervanlardan biri onu alsın." • Kelime kelime: قَالَ kale dedi · قَآئِلٌۭ kailun bir sözcü · مِّنْهُمْ minhum içlerinden · لَا la · تَقْتُلُوا۟ tektulu öldürmeyin · يُوسُفَ yusufe Yusuf'u · وَأَلْقُوهُ veelkuhu onu atın · فِى fi · غَيَـٰبَتِ gayabeti dibine · ٱلْجُبِّ l-cubbi kuyunun · يَلْتَقِطْهُ yeltekithu onu (görüp) alsın · بَعْضُ bea'du biri · ٱلسَّيَّارَةِ s-seyyarati kervanlardan · إِن in eğer · كُنتُمْ kuntum iseniz · فَـٰعِلِينَ failine yapacak • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • قتل (qtl) kökü: öldürmek, idam etmek, suçlanmak, katletmek/öldürmek/boğazlamak/kesip biçmek, öldürmeye teşebbüs etmek, kişiyi öldürülmüş gibi göstermek, savaşmak/çarpışmak/mücadele etmek, ustalaşmak, mücadele etmek/dövüşmek, ölümcül… • لقي (lqy) kökü: Karşılaşmak, bir şeyle karşılaşmak, rastlamak, bulmak, bir şeyin farkına varmak, görmek, tesadüfen rastlamak, tecrübe etmek, uğramak, maruz kalmak, katlanmak, yaslanmak, almak, yüzleşmek, bir şeyin yönüne doğru gitmek… • غيب (gyb) kökü: uzak/ulaşılamaz/gizli/saklı, algıların veya zihinsel algının kapsamı dışında veya ötesinde, görünmez, karalama, gizli gerçek, kayıp olan kişi • جبب (jbb) kökü: Bir kuyu, bol su içeren bir kuyu, derin/geniş bir kuyu, çekildi/geri çekildi/kaçındı/uzaklaştı, kaçma eylemi. Yağmur suyunun toplandığı bir dağdaki oyuk. • لقط (lqT) kökü: Toplamak, seçmek, almak, kaldırmak, bir araya getirmek, ayıklamak, derlemek, edinmek, dağınık olan herhangi bir şeyi toplamak • بعض (bED) kökü: bir kısım, bazı, parça, birkaç, bir miktar, biraz • سير (syr) kökü: Yürümek, gitmek, hareket etmek, ilerlemek, seyahat etmek, gezmek, dolaşmak, davranmak, tutum takınmak, hal ve gidiş, yaşam tarzı, biyografi, hayat hikayesi • كون (kwn) kökü: Olmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri… • فعل (fEl) kökü: bir şey yapmak, onu yaptı, bir eylemin etkisini yaşamak veya almak, gerçekleştirmek, bir yapma eylemi, bir alışkanlık/adet/tarz/alışılmış durum • Yusuf suresi 111 ayettir; bu 10. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).