Ve bir kervan geldi. Sucularını gönderdiler. Kovasını sarkıtan, "Müjde! Burada bir çocuk var." dedi. Satmak için onu yanlarına aldılar. Allah, yapmak istedikleri şeyi çok iyi biliyordu.
Yusuf 12:19وَجَٓاءَتْ سَيَّارَةٌ فَاَرْسَلُوا وَارِدَهُمْ فَاَدْلٰى دَلْوَهُۜ قَالَ يَا بُشْرٰى هٰذَا غُلَامٌۜ وَاَسَرُّوهُ بِضَاعَةًۜ وَاللّٰهُ عَل۪يمٌ بِمَا يَعْمَلُونَ • Ve caet seyyaretun fe erselu varidehum fe adla delveh, kale ya buşra haza gulam, ve eserruhu bidaah, vallahu alimun bi ma ya'melun. • Meal: Ve bir kervan geldi. Sucularını gönderdiler. Kovasını sarkıtan, "Müjde! Burada bir çocuk var." dedi. Satmak için onu yanlarına aldılar. Allah, yapmak istedikleri şeyi çok iyi biliyordu. • Kelime kelime: وَجَآءَتْ ve ca'et ve geldi · سَيَّارَةٌۭ seyyaratun bir kervan · فَأَرْسَلُوا۟ fe erselu gönderdiler · وَارِدَهُمْ veridehum sucularını · فَأَدْلَىٰ feedla sarkıttı · دَلْوَهُۥ ۖ delvehu kovasını · قَالَ kale dedi ki · يَـٰبُشْرَىٰ ya buşra müjde! · هَـٰذَا haza bu · غُلَـٰمٌۭ ۚ gulamun bir oğlan! · وَأَسَرُّوهُ ve eserruhu ve onu sakladılar · بِضَـٰعَةًۭ ۚ bidaaten ticaret için · وَٱللَّهُ vallahu halbuki Allah · عَلِيمٌۢ alimun biliyordu · بِمَا bima şeyleri · يَعْمَلُونَ yea'melune onların yaptıkları • جيا (jyA) kökü: gelmek/yapmak, işlemek, (bi edatıyla) getirmek, üretmek, (2:275) almak • سير (syr) kökü: Yürümek, gitmek, hareket etmek, ilerlemek, seyahat etmek, gezmek, dolaşmak, davranmak, tutum takınmak, hal ve gidiş, yaşam tarzı, biyografi, hayat hikayesi • رسل (rsl) kökü: Bir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul… • ورد (wrd) kökü: Mevcut olmak, (içmek için herhangi bir suya) ulaşmak, inmek, (bir yere) yaklaşmak • دلو (dlw) kökü: Bir kovayı kuyuya sarkıtmak, indirmek, kova. • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • بشر (b$r) kökü: müjde vermek, sevinçli haber vermek, güleryüz göstermek, sevindirmek, tebliğ etmek, insan, insanoğlu, deri yüzmek, cilt, ten rengi, dış görünüş • غلم (glm) kökü: Şehvetle heyecanlı, tahrik olmuş, kargaşalı, doğumdan on yedinci yıla kadar olan dönem, gençlik, genç adam, erkek çocuk. • سرر (srr) kökü: Sevinmek, mutlu olmak, gizlemek, saklamak, sır tutmak, iç, öz, merkez, göbek, yatak, taht, divan, koltuk • بضع (bDE) kökü: Kesmek, parçalamak, cinsel ilişkide bulunmak, birkaç (3-9 arası sayılar için), kızlık zarını bozmak, dilimlemek, doğramak, bir şeyi parça parça etmek • علم (Elm) kökü: İşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim… • عمل (Eml) kökü: iş, işlem, eylem, yapmak/hareket etmek/çalışmak/işletmek/inşaa etmek/üretmek, bir el sanatı uygulama, aktif olmak Türkçe’ye girmiş türevler : amel, aksülamel, amal, ameliyat, amil (amele), imal, istimal (müstamel… • Yusuf suresi 111 ayettir; bu 19. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).