Akıl Kuran (akilkuran.com)

Yusuf Suresi 19. Ayet Meali

Ve bir kervan geldi. Sucularını gönderdiler. Kovasını sarkıtan, "Müjde! Burada bir çocuk var." dedi. Satmak için onu yanlarına aldılar. Allah, yapmak istedikleri şeyi çok iyi biliyordu.

Yusuf 12:19 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Ve bir kervan geldi.
Yusuf 12:19
وَجَٓاءَتْ سَيَّارَةٌ فَاَرْسَلُوا وَارِدَهُمْ فَاَدْلٰى دَلْوَهُۜ قَالَ يَا بُشْرٰى هٰذَا غُلَامٌۜ وَاَسَرُّوهُ بِضَاعَةًۜ وَاللّٰهُ عَل۪يمٌ بِمَا يَعْمَلُونَ • Ve caet seyyaretun fe erselu varidehum fe adla delveh, kale ya buşra haza gulam, ve eserruhu bidaah, vallahu alimun bi ma ya'melun. • Meal: Ve bir kervan geldi. Sucularını gönderdiler. Kovasını sarkıtan, "Müjde! Burada bir çocuk var." dedi. Satmak için onu yanlarına aldılar. Allah, yapmak istedikleri şeyi çok iyi biliyordu. • Kelime kelime: وَجَآءَتْ ve ca'et ve geldi · سَيَّارَةٌۭ seyyaratun bir kervan · فَأَرْسَلُوا۟ fe erselu gönderdiler · وَارِدَهُمْ veridehum sucularını · فَأَدْلَىٰ feedla sarkıttı · دَلْوَهُۥ ۖ delvehu kovasını · قَالَ kale dedi ki · يَـٰبُشْرَىٰ ya buşra müjde! · هَـٰذَا haza bu · غُلَـٰمٌۭ ۚ gulamun bir oğlan! · وَأَسَرُّوهُ ve eserruhu ve onu sakladılar · بِضَـٰعَةًۭ ۚ bidaaten ticaret için · وَٱللَّهُ vallahu halbuki Allah · عَلِيمٌۢ alimun biliyordu · بِمَا bima şeyleri · يَعْمَلُونَ yea'melune onların yaptıkları • جيا (jyA) kökü: gelmek/yapmak, işlemek, (bi edatıyla) getirmek, üretmek, (2:275) almak • سير (syr) kökü: Yürümek, gitmek, hareket etmek, ilerlemek, seyahat etmek, gezmek, dolaşmak, davranmak, tutum takınmak, hal ve gidiş, yaşam tarzı, biyografi, hayat hikayesi • رسل (rsl) kökü: Bir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul… • ورد (wrd) kökü: Mevcut olmak, (içmek için herhangi bir suya) ulaşmak, inmek, (bir yere) yaklaşmak • دلو (dlw) kökü: Bir kovayı kuyuya sarkıtmak, indirmek, kova. • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • بشر (b$r) kökü: müjde vermek, sevinçli haber vermek, güleryüz göstermek, sevindirmek, tebliğ etmek, insan, insanoğlu, deri yüzmek, cilt, ten rengi, dış görünüş • غلم (glm) kökü: Şehvetle heyecanlı, tahrik olmuş, kargaşalı, doğumdan on yedinci yıla kadar olan dönem, gençlik, genç adam, erkek çocuk. • سرر (srr) kökü: Sevinmek, mutlu olmak, gizlemek, saklamak, sır tutmak, iç, öz, merkez, göbek, yatak, taht, divan, koltuk • بضع (bDE) kökü: Kesmek, parçalamak, cinsel ilişkide bulunmak, birkaç (3-9 arası sayılar için), kızlık zarını bozmak, dilimlemek, doğramak, bir şeyi parça parça etmek • علم (Elm) kökü: İşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim… • عمل (Eml) kökü: iş, işlem, eylem, yapmak/hareket etmek/çalışmak/işletmek/inşaa etmek/üretmek, bir el sanatı uygulama, aktif olmak Türkçe’ye girmiş türevler : amel, aksülamel, amal, ameliyat, amil (amele), imal, istimal (müstamel… • Yusuf suresi 111 ayettir; bu 19. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).