Akıl Kuran (akilkuran.com)

Yusuf Suresi 42. Ayet Meali

O ikisinden, kurtulacağını umduğu kimseye dedi ki: "Rabb'inin yanında beni an." Ne var ki şeytan, ona rabbine Yusuf'dan söz etmeyi unutturdu. O da nice yıllar zindanda kaldı.

Yusuf 12:42 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. O ikisinden, kurtulacağını umduğu kimseye dedi ki: "Rabb'inin yanında beni an." Ne var ki şeytan, ona rabbi…
Yusuf 12:42
وَقَالَ لِلَّذ۪ي ظَنَّ اَنَّهُ نَاجٍ مِنْهُمَا اذْكُرْن۪ي عِنْدَ رَبِّكَۘ فَاَنْسٰيهُ الشَّيْطَانُ ذِكْرَ رَبِّه۪ فَلَبِثَ فِي السِّجْنِ بِضْعَ سِن۪ينَۜ ۟ • Ve kale lillezi zanne ennehu nacin minhumazkurni inde rabbike fe ensahuş şeytanu zikre rabbihi fe lebise fis sicni bid'a sinin. • Meal: O ikisinden, kurtulacağını umduğu kimseye dedi ki: "Rabb'inin[1] yanında beni an.[2]" Ne var ki şeytan, ona rabbine[3] Yusuf'dan söz etmeyi unutturdu. O da nice yıllar zindanda kaldı. • Dipnot 1: Efendisine. • Dipnot 2: Efendine rüya yorumladığımdan söz et. • Dipnot 3: Efendinin. • Kelime kelime: وَقَالَ ve kale ve dedi ki · لِلَّذِى lillezi kişiye · ظَنَّ zenne sandığı · أَنَّهُۥ ennehu onun · نَاجٍۢ nacin kurtulacağını · مِّنْهُمَا minhuma o iki kişiden · ٱذْكُرْنِى zkurni beni an · عِندَ inde yanında · رَبِّكَ rabbike efendin(kralın)ın · فَأَنسَىٰهُ feensahu fakat ona unutturdu · ٱلشَّيْطَـٰنُ ş-şeytanu şeytan · ذِكْرَ zikra söylemeyi · رَبِّهِۦ rabbihi efendisine · فَلَبِثَ felebise (böylece) kaldı · فِى fi · ٱلسِّجْنِ s-sicni zindanda · بِضْعَ bid'a birkaç · سِنِينَ sinine yıl • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • ظنن (Znn) kökü: Düşünmek, varsaymak, şüphe etmek, farz etmek, zannetmek, inanmak, bilmek, hayal etmek, şüphelenmek, varsayımsal olmak, kişinin gözlemlerine dayanarak bir şeyden emin olmak. Genel bir kural olarak bu fiil çoğunlukla… • نجو (njw) kökü: Kurtarılmak, teslim edilmek, kurtulmak, kaçmak, özgür kalmak. Fısıldamak (bir sır), sır vermek. • ذكر (pkr) kökü: hatırlamak/anmak/hatırlatmak, ezberlemek için çalışmak, hatırlatmak, akılda tutmak, düşünceli/özenli olmak, bahsetmek/anlatmak/aktarmak, yüceltmek/övmek, uyarmak/ikaz etmek (örn. dhikra 2. çekimdir ve dhikr'den daha… • عند (End) kökü: Edat: burada, ile, tarafından, noktasında, hakkında, -den/-dan, huzurunda. Kelime yakınlık fikrini ifade eder, ister sahiplik anlamında fiili olsun ister düşünsel olsun, ayrıca rütbe veya haysiyet veya görüş, zaman ve… • ربب (rbb) kökü: Usta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren… • نسي (nsy) kökü: Terk etmek/unutmak/ihmal etmek, unutmuş gibi yapmak • شطن ($Tn) kökü: Uzaklaşmak/uzak/ırak olmak, içine sıkıca girmek/yerleşmek, nüfuz edip gizlenmek, amacından/yönünden saparak karşı koymak, şeytan, aşırı kibirli/bozulmuş kişi, inançsız/isyankâr/küstah/inatçı/ters/sapkın, ip, derin… • لبث (lbv) kökü: Geciktirmek, oyalanmak, geçici olarak kalmak/konaklamak, duraklamak/beklemek/ummak/durmak/kalmak, sabırlı olmak. • سجن (sjn) kökü: Hapsetmek, zindana atmak, hapse tıkmak, tutuklamak, mahpus etmek • بضع (bDE) kökü: Kesmek, parçalamak, cinsel ilişkide bulunmak, birkaç (3-9 arası sayılar için), kızlık zarını bozmak, dilimlemek, doğramak, bir şeyi parça parça etmek • سنو (snw) kökü: Yıl, ışık, parlaklık, yükseklik, yücelik, görkemlilik • Yusuf suresi 111 ayettir; bu 42. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).