"Rabb'im! Doğrusu onlar, insanlardan çoğunu saptırdılar. Kim, bana uyarsa, o bendendir. Ve bana uymayana gelince: Kuşkusuz Sen, Çok Bağışlayıcı'sın, Rahmeti Kesintisiz Olan'sın."
İbrahim 14:36رَبِّ اِنَّهُنَّ اَضْلَلْنَ كَث۪يراً مِنَ النَّاسِۚ فَمَنْ تَبِعَن۪ي فَاِنَّهُ مِنّ۪يۚ وَمَنْ عَصَان۪ي فَاِنَّكَ غَفُورٌ رَح۪يمٌ • Rabbi innehunne adlelne kesiren minen nas, fe men tebiani fe innehu minni, ve men asani fe inneke gafurun rahim. • Meal: "Rabb'im! Doğrusu onlar[1], insanlardan çoğunu saptırdılar. Kim, bana uyarsa, o bendendir. Ve bana uymayana gelince:[2] Kuşkusuz Sen, Çok Bağışlayıcı'sın, Rahmeti Kesintisiz Olan'sın." • Dipnot 1: Putlara kulluk yapanlar. • Dipnot 2: Onun işi Sana kalmıştır. • Kelime kelime: رَبِّ rabbi Rabbim · إِنَّهُنَّ innehunne şüphesiz onlar · أَضْلَلْنَ edlelne şaşırttılar · كَثِيرًۭا kesiran birçoğunu · مِّنَ mine -dan · ٱلنَّاسِ ۖ n-nasi insanlar- · فَمَن femen artık kim · تَبِعَنِى tebiani bana uyarsa · فَإِنَّهُۥ feinnehu şüphsiz o · مِنِّى ۖ minni bendendir · وَمَنْ ve men ve kim · عَصَانِى asani bana karşı gelirse · فَإِنَّكَ feinneke şüphesiz sen · غَفُورٌۭ gafurun bağışlayansın · رَّحِيمٌۭ rahimun esirgeyensin • ربب (rbb) kökü: Usta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren… • ضلل (Dll) kökü: Yanlış yola saptı, sapmış, yolunu şaşırmış. Doğru yoldan sapmış. Doğru yolu kaçırmış veya kaybetmiş. Bir şeyi kaybetmiş ve yerini bilmiyor. Şaşırmış ve doğru yolu görememiş. • كثر (kvr) kökü: Sayı veya miktar olarak aşmak, artmak, çoğalmak, sık sık olmak, bol, zenginlik; Çok olmak, sayıca fazla olmak, kalabalık olmak, ataları çok olan veya iyi işleri çok olan bir insan. Çok iyiliğe sahip olan insan, diğer… • نوس (nws) kökü: sallamak, durmak, hareket etmek, fırlatmak. İnsanlık, insanlar, diğerleri, erkekler. • تبع (tbE) kökü: takip etmek/arkasından gitmek/yürümek, geçmek/yakalamak, kovlamak/araştırmak/incelemek/avlamak, aramak/ulaşmak/elde etmek, dava açmak/hak aramak (hak/kan davası için), birinin diğerini takip etmesi, ardışık/art arda… • عصي (ESy) kökü: İsyan etmek, itaat etmemek, karşı çıkmak, direnmek, ihlal etmek. • غفر (gfr) kökü: korumak, örtmek, gizlemek, siper etmek, miğfer, affetmek, bağışlamak, koruma/af dilemek • رحم (rHm) kökü: merhamet etmek, şefkat göstermek, severek ve acıyarak korumak. Yufka yürekli olmak, acımak, birinin üzüntüsüne ortak olmak. Acınacak durumda bulunan kimseye yönelik yufka yüreklilik ve şefkat. Lütufta bulunma. • İbrahim suresi 52 ayettir; bu 36. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).