Yeryüzünde, rengarenk şeyleri, sizin için üretip çoğalttı. Bunda öğüt alan bir halk için elbette ayet vardır.
Nahl 16:13وَمَا ذَرَاَ لَكُمْ فِي الْاَرْضِ مُخْتَلِفاً اَلْوَانُهُۜ اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَةً لِقَوْمٍ يَذَّكَّرُونَ • Ve ma zerae lekum fil ardı muhtelifen elvanuh, inne fi zalike le ayeten li kavmin yezzekkerun. • Meal: Yeryüzünde, rengarenk şeyleri, sizin için üretip çoğalttı.[1] Bunda öğüt alan bir halk için elbette ayet[2] vardır. • Dipnot 1: Kelimesi kelimesine, "zerae." Çevirilerde "Sizin için yarattı." olarak anlam verilen bu kelimenin doğru anlamı: "üretip çoğaltmaktır." Zira "zerae" yaratmak değil; üretmek, çoğaltmak anlamına gelmektedir. • Dipnot 2: Gösterge, kanıt. • Kelime kelime: وَمَا ve ma ve vardır · ذَرَأَ zerae yarattıklarında · لَكُمْ lekum sizin için · فِى fi · ٱلْأَرْضِ l-erdi yeryüzünde · مُخْتَلِفًا muhtelifen çeşitli · أَلْوَٰنُهُۥٓ ۗ elvanuhu renklerdeki · إِنَّ inne şüphesiz · فِى fi · ذَٰلِكَ zalike bunda · لَـَٔايَةًۭ layeten ibret vardır · لِّقَوْمٍۢ likavmin bir toplum için · يَذَّكَّرُونَ yezzekkerune öğüt alan • ذرا (prA) kökü: Üretmek, yaratmak, dağıtmak, çoğaltmak, yaymak, ekmek, çok sayıda, çocuklar, döller. • ارض (ArD) kökü: yer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin… • خلف (xlf) kökü: Takip etmek/ardından gelmek/başkasının yerine geçmek, yerine geçmek veya yerini almak, birine tedarikçi olmak/tedarik etmek, birine bir şeyi iade etmek veya değiştirmek, arkadan vurmak veya çarpmak, eşinin… • لون (lwn) kökü: Renk, görünüş, tür, çeşit, renkli resim, boya, şekil • ايي (Ayy) kökü: İmza, belirgin işaret, alamet, iz, im, damga, gösterge, mesaj, kanıt, ispat, mucize, iletişim, Kuran-ı Kerim ayeti. Tam olarak, normalde pek belirgin olmayan bir şey üzerindeki herhangi belirgin bir şeyi ifade eder… • قوم (qwm) kökü: Kıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk… • ذكر (pkr) kökü: hatırlamak/anmak/hatırlatmak, ezberlemek için çalışmak, hatırlatmak, akılda tutmak, düşünceli/özenli olmak, bahsetmek/anlatmak/aktarmak, yüceltmek/övmek, uyarmak/ikaz etmek (örn. dhikra 2. çekimdir ve dhikr'den daha… • Nahl suresi 128 ayettir; bu 13. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).