Akıl Kuran (akilkuran.com)

Kehf Suresi 56. Ayet Meali

Biz, Resulleri ancak haberdar ediciler ve uyarıcılar olarak göndeririz. Kafirler ise Hakk'ı Batıl ile ortadan kaldırmak için mücadele ediyorlar. Ve onlar, ayetlerimizi ve uyarıldıkları şeyleri alaya alıyorlar.

Kehf 18:56 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Biz, Resulleri ancak haberdar ediciler ve uyarıcılar olarak göndeririz.
Kehf 18:56
وَمَا نُرْسِلُ الْمُرْسَل۪ينَ اِلَّا مُبَشِّر۪ينَ وَمُنْذِر۪ينَۚ وَيُجَادِلُ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا بِالْبَاطِلِ لِيُدْحِضُوا بِهِ الْحَقَّ وَاتَّخَذُٓوا اٰيَات۪ي وَمَٓا اُنْذِرُوا هُزُواً • Ve ma nursilul murseline illa mubeşşirine ve munzirin, ve yucadilullezine keferu bil batılı li yudhıdu bihil hakka vettehazu ayati ve ma unziru huzuva. • Meal: Biz, Resulleri ancak haberdar ediciler ve uyarıcılar olarak göndeririz. Kafirler ise Hakk'ı Batıl ile ortadan kaldırmak için mücadele ediyorlar. Ve onlar, ayetlerimizi ve uyarıldıkları şeyleri alaya alıyorlar. • Kelime kelime: وَمَا ve ma ve · نُرْسِلُ nursilu biz göndermeyiz · ٱلْمُرْسَلِينَ l-murseline elçileri · إِلَّا illa (olması) dışında · مُبَشِّرِينَ mubeşşirine müjdeleyiciler · وَمُنذِرِينَ ۚ ve munzirine ve uyarıcılar · وَيُجَـٰدِلُ ve yucadilu ve mücadele ediyorlar · ٱلَّذِينَ ellezine kimseler · كَفَرُوا۟ keferu inkar eden(ler) · بِٱلْبَـٰطِلِ bil-batili batılla · لِيُدْحِضُوا۟ liyudhidu gidermek için · بِهِ bihi onunla · ٱلْحَقَّ ۖ l-hakka hakkı · وَٱتَّخَذُوٓا۟ vettehazu ve edindiler · ءَايَـٰتِى ayati ayetlerimi · وَمَآ ve ma ve şeyleri · أُنذِرُوا۟ unziru uyarıldıkları · هُزُوًۭا huzuven alay konusu • رسل (rsl) kökü: Bir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul… • بشر (b$r) kökü: müjde vermek, sevinçli haber vermek, güleryüz göstermek, sevindirmek, tebliğ etmek, insan, insanoğlu, deri yüzmek, cilt, ten rengi, dış görünüş • نذر (npr) kökü: adamak, adak adamak, uyarmak, ikazda bulunmak, sakındırmak, gönüllü olarak söz vermek, hediye sunmak. nadhiir - uyarıcı, felaketten haberdar eden ve uzak tutan, uyaran ve tedbirli olmaya sevk eden. • جدل (jdl) kökü: Bir şeyi sıkıca bükmek, bir şeyi sağlam veya güçlü ya da kompakt yapmak, sert ve güçlü hale gelmek, bir anlaşmazlıkta/tartışmada şiddetli veya zorlu bir şekilde mücadele etmek veya dava açmak, birini yere atmak, sonraki… • كفر (kfr) kökü: Gizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar… • بطل (bTl) kökü: Boş olmak, geçersiz olmak, batıl olmak, yok olmak, işe yaramaz hale gelmek, hükümsüz kalmak, cesur olmak, kahraman olmak, kahramanlık yapmak • دحض (dHD) kökü: Kaymak, sağlamlık/istikrar eksikliği, geçersiz olmak, iptal etmek/geçersiz kılmak/reddetmek, incelemek, zayıf olmak, sarsılmak/düşmek, güç/ağırlığı olmayan şey, çürütmek/mahkum etmek, ayrılmak, uzaklaşmak • حقق (Hqq) kökü: Adaletin, bilgeliğin, gerçeğin, doğrunun veya gerçekliğin gerekliliklerine uygun olmak, adil/uygun/doğru/yerinde olmak, özgün/hakiki/sağlam/geçerli/esaslı/gerçek olmak, ayrıca… • اخذ (Axp) kökü: eline almak, almak/edinmek, türetilmek/çıkarılmak/kabul edilmek, kabul etmek, bir anlaşmayı kabul etmek, etkilenmek/etkilendirilmek, ezici etki, esir almak, üstünlük kazanmak/öldürmek/yok etmek, büyülemek/cezbetmek • ايي (Ayy) kökü: İmza, belirgin işaret, alamet, iz, im, damga, gösterge, mesaj, kanıt, ispat, mucize, iletişim, Kuran-ı Kerim ayeti. Tam olarak, normalde pek belirgin olmayan bir şey üzerindeki herhangi belirgin bir şeyi ifade eder… • هزا (hzA) kökü: aşağılamak, küçük düşürmek, alay etmek/hakaretler yağdırmak/alaya almak/gülmek. (e.g. huzuwan, 2:67) • Kehf suresi 110 ayettir; bu 56. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).