Akıl Kuran (akilkuran.com)

Meryem Suresi 21. Ayet Meali

"İşte böyle." dedi. Rabb'in: "O Bana kolaydır. Onu, insanlara bir ayet ve Bizden bir rahmet kılacağız." dedi." Bunun böyle olması karara bağlanmıştır."

Meryem 19:21 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. "İşte böyle." dedi.
Meryem 19:21
قَالَ كَذٰلِكِۚ قَالَ رَبُّكِ هُوَ عَلَيَّ هَيِّنٌۚ وَلِنَجْعَلَـهُٓ اٰيَةً لِلنَّاسِ وَرَحْمَةً مِنَّاۚ وَكَانَ اَمْراً مَقْضِياًّ • Kale kezalik, kale rabbuki huve aleyye heyyin, ve li nec'alehu ayeten lin nasi ve rahmeten minna, ve kane emren makdıyya. • Meal: "İşte böyle." dedi.[1] Rabb'in: "O Bana kolaydır. Onu, insanlara bir ayet[2] ve Bizden bir rahmet kılacağız." dedi." Bunun böyle olması karara bağlanmıştır." • Dipnot 1: Ruh/elçi. • Dipnot 2: Mucize. • Kelime kelime: قَالَ kale dedi · كَذَٰلِكِ kezaliki öyledir · قَالَ kale dedi · رَبُّكِ rabbuki Rabbin · هُوَ huve O · عَلَىَّ aleyye bana · هَيِّنٌۭ ۖ heyyinun kolaydır · وَلِنَجْعَلَهُۥٓ velinec'alehu onu kılmak için · ءَايَةًۭ ayeten bir mu'cize · لِّلنَّاسِ linnasi insanlara · وَرَحْمَةًۭ ve rahmeten ve bir rahmet · مِّنَّا ۚ minna bizden · وَكَانَ ve kane ve olup · أَمْرًۭا emran iş · مَّقْضِيًّۭا mekdiyyen karara bağlanarak • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • ربب (rbb) kökü: Usta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren… • هون (hwn) kökü: Hafif olmak, değersiz olmak, borçlu olmak, aşağılık, sessiz, zayıflamak, nazik, hor görülen, bayağı. Kolaylaştırmak, hor görmek, kınamak. Hor görmek, küçümsemek. • جعل (jEl) kökü: yapmak, kılmak, oluşturmak, etmek, bir şeyi belirlemek, yaratmak, dönüştürmek, tayin etmek, yerleştirmek, sağlamak • ايي (Ayy) kökü: İmza, belirgin işaret, alamet, iz, im, damga, gösterge, mesaj, kanıt, ispat, mucize, iletişim, Kuran-ı Kerim ayeti. Tam olarak, normalde pek belirgin olmayan bir şey üzerindeki herhangi belirgin bir şeyi ifade eder… • نوس (nws) kökü: sallamak, durmak, hareket etmek, fırlatmak. İnsanlık, insanlar, diğerleri, erkekler. • رحم (rHm) kökü: merhamet etmek, şefkat göstermek, severek ve acıyarak korumak. Yufka yürekli olmak, acımak, birinin üzüntüsüne ortak olmak. Acınacak durumda bulunan kimseye yönelik yufka yüreklilik ve şefkat. Lütufta bulunma. • كون (kwn) kökü: Olmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri… • امر (Amr) kökü: emretmek/emir vermek/buyurmak, yetki/güç/hakimiyet, danışmak/tavsiye etmek/istişare etmek, komuta etmek/emir vermek, komutan/vali/prens/kral olarak başkanlık etmek, deneyimli, çoğalmak/bollaşmak • قضي (qDy) kökü: Tamamen bitirmek, kararlaştırmak/hükmetmek/yargısal karar vermek, hüküm vermek, yaratmak, sona erdirmek, elde etmek/başarmak/tatmin etmek, uygulamak, çözümlemek, yerine getirmek, duyurmak, açığa çıkarmak • Meryem suresi 98 ayettir; bu 21. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).