Akıl Kuran (akilkuran.com)

Meryem Suresi 31. Ayet Meali

"Ve beni bulunduğum her yerde mübarek kıldı. Ve yaşadığım sürece bana salatı ve zekatı tavsiye etti."

Meryem 19:31 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. "Ve beni bulunduğum her yerde mübarek kıldı.
Meryem 19:31
وَجَعَلَن۪ي مُبَارَكاً اَيْنَ مَا كُنْتُۖ وَاَوْصَان۪ي بِالصَّلٰوةِ وَالزَّكٰوةِ مَا دُمْتُ حَياًّۖ • Ve cealeni mubareken eyne ma kuntu ve evsani bis salati vez zekati ma dumtu hayya. • Meal: "Ve beni bulunduğum her yerde mübarek[1] kıldı. Ve yaşadığım sürece bana salatı[2] ve zekatı[3] tavsiye etti.[4]" • Dipnot 1: Kutlu. • Dipnot 2: Salat, ibadete layık yegane ilahın Allah olduğuna inanmak, şirkten arınmış bir bilinçle Allah'a yönelme demektir. Bu yönelme: Sürekli destek olmak, dayanışmak, ilgi duymak, duyarlı olmak, izleyici kalmamak, yanında yer almaktır. Salatın diğer anlamları şunlardır: Ritüel salat (Namaz), dua etmek, din, havra. Salatın hangi anlamı ifade ettiği, içinde yer aldığı ayet ve konu bağlamından rahatlıkla anlaşılabilir. Salatın zıddı tevelladır. Tevella süreklilik ifade etmektedir: Sürekli karşı çıkmak, ilgisiz ve duyarsız kalmak, köstek olmak, engellemeye çalışmak. Namaz, Farsça bir kelimedir ve bu kelime Kur'an'da geçmez. • Dipnot 3: Bkz. 19:13. ayetin dipnotu. • Dipnot 4: Hükme bağladı. • Kelime kelime: وَجَعَلَنِى ve cealeni ve beni kıldı · مُبَارَكًا mubaraken bereketli · أَيْنَ eyne nerede · مَا ma · كُنتُ kuntu olursam · وَأَوْصَـٰنِى ve evsani ve bana emretti · بِٱلصَّلَوٰةِ bis-salati salat ile · وَٱلزَّكَوٰةِ ve zzekati ve zekat vermeyi · مَا ma · دُمْتُ dumtu olduğum sürece · حَيًّۭا hayyen sağ • جعل (jEl) kökü: yapmak, kılmak, oluşturmak, etmek, bir şeyi belirlemek, yaratmak, dönüştürmek, tayin etmek, yerleştirmek, sağlamak • برك (brk) kökü: Çökmek, yerleşmek, sabit olmak, bereket, bolluk, artmak, çoğalmak, hayır gelmek, mutluluk vermek, mübarek olmak, dua etmek, yağmur yağmak • كون (kwn) kökü: Olmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri… • وصي (wSy) kökü: Birleştirmek, bitişik olmak, bitişmek, sık bitki örtüsüne sahip olmak. Vasiyet etmek, tavsiye etmek, emir vermek, akıllıca öğüt ve vaaz ile emretmek, görevlendirmek, öğüt vermek, buyurmak, vasiyet yapmak. • صلو (Slw) kökü: Hayvanın arka orta bölümü, kuyruğunun çıktığı yer, sırtlamak, desteklemek, uyluklamak, yakından takip etmek, arkasından yürümek/takip etmek, (Musalli > önde giden atı izleyen arkadaki at) bağlı kalmak, söylev, nutuk… • زكو (zkw) kökü: Arttı/çoğaldı, gelişti/iyi büyüdü/gelişti/serpildi ve meyve verdi, saf/temiz oldu/hale geldi, arınma/temizlenme, iyilik/doğruluk, bolluk içinde/rahat/yumuşak/narin bir yaşam sürmek, iyi/doğru bir duruma/koşula sokmak… • دوم (dwm) kökü: Devam etmek, dayanmak, ısrar etmek, kalmak, sebat etmek, sürmek, hareketsiz durmak, hayatta kalmak. • حيي (Hyy) kökü: Yaşamak, hayatta olmak, utanmak, geceyi uyanık geçirmek, toprağı gübrelemek/verimli hale getirmek, birini hayatta tutmak, birini sağ bırakmak, ihtiyatlılığı/ölçülülüğü/utangaçlığı kaldırmak, ölçüsüz/arsız yapmak, iyi… • Meryem suresi 98 ayettir; bu 31. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).