Sizden oraya gelmeyecek hiç kimse yoktur. Bu Rabb'inin üzerine aldığı kesinleşmiş bir yargıdır.
Meryem 19:71وَاِنْ مِنْكُمْ اِلَّا وَارِدُهَاۚ كَانَ عَلٰى رَبِّكَ حَتْماً مَقْضِياًّۚ • Ve in minkum illa variduha, kane ala rabbike hatmen makdıyya. • Meal: Sizden oraya[1] gelmeyecek hiç kimse yoktur. Bu Rabb'inin üzerine aldığı kesinleşmiş bir yargıdır.[2] • Dipnot 1: Hesap görme alanına, mahşer yerine. • Dipnot 2: Ayette, kastedilen şey şudur: Herkes mahşer alanına, hesap görmek üzere toplanacak. Hesap görmekten hiç kimse istisna tutulmayacak. Devam eden ayette de dendiği gibi, takva sahipleri kurtulacak ve zalimler de Cehennem için orada diz üstü çökmüş halde bekleyeceklerdir. Ayet, böyle söylemesine karşın, geleneksel anlayışın İsrailiyyat referanslı çeviri ve tefsirlerinde; Mü'min, Kafir herkes önce Cehennem'e gidecek, günahının cezası kadar Cehennem'de kaldıktan sonra, Cennet'e geçecek denmektedir. Oysaki 66. ayetten 73. ayete kadar olan ayetlere bir konu bütünlüğünde bakılmalıdır. Ayette doğrudan Cehennem kelimesi geçmediği halde "oraya" zamirine Cehennem olarak anlam verilmektedir. Oysaki Cehennem olarak çevrilen "oraya" zamiri Cehennemi değil, mahşer alanını işaret etmektedir. 21:101 ve 102. ayetleri Mü'minlerin Cehennem'in uğultusunu bile duymayacaklarını söylemektedir. Ayrıca, yüzlerce ayette de açıkça ifade edildiği gibi, Cennet de Cehennem de kalıcıdır. Cehennem'e gidenler Cehennem'den bir daha çıkamayacaklardır. İnancı ne olursa olsun; Müslim de olsa, günahı sevabından fazla olanlar, Cehennem'e gideceklerdir. Ne var ki Cehennem de tıpkı Cennet gibi kısım kısım, derece derecedir. • Kelime kelime: وَإِن ve in ve yoktur · مِّنكُمْ minkum içinizden · إِلَّا illa hiç kimse · وَارِدُهَا ۚ variduha oraya gitmeyecek · كَانَ kane (bu) · عَلَىٰ ala üzerine · رَبِّكَ rabbike Rabbinin · حَتْمًۭا hatmen bir borçtur · مَّقْضِيًّۭا mekdiyyen kesin • ورد (wrd) kökü: Mevcut olmak, (içmek için herhangi bir suya) ulaşmak, inmek, (bir yere) yaklaşmak • كون (kwn) kökü: Olmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri… • ربب (rbb) kökü: Usta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren… • حتم (Htm) kökü: İlham vermek, zorunlu/gerekli kılmak, bir şeyi sağlam bir şekilde yerleştirmek, kararlaştırmak/emretmek/ilan etmek, kurmak/tesis etmek, kaçınılmaz olmak, bir şeye adli olarak karar vermek, bir şeyi zorunlu kılmak… • قضي (qDy) kökü: Tamamen bitirmek, kararlaştırmak/hükmetmek/yargısal karar vermek, hüküm vermek, yaratmak, sona erdirmek, elde etmek/başarmak/tatmin etmek, uygulamak, çözümlemek, yerine getirmek, duyurmak, açığa çıkarmak • Meryem suresi 98 ayettir; bu 71. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).