Akıl Kuran (akilkuran.com)

Meryem Suresi 87. Ayet Meali

Rahman'ın yanında bir "ahd" edinmiş olan kimse hariç, bir şefaate sahip olamayacaklar.

Meryem 19:87 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Rahman'ın yanında bir "ahd" edinmiş olan kimse hariç, bir şefaate sahip olamayacaklar.
Meryem 19:87
لَا يَمْلِكُونَ الشَّفَاعَةَ اِلَّا مَنِ اتَّخَذَ عِنْدَ الرَّحْمٰنِ عَهْداًۢ • La yemlikuneş şefaate illa menittehaze inder rahmani ahda. • Meal: Rahman'ın yanında bir "ahd" edinmiş olan kimse hariç, bir şefaate[1] sahip olamayacaklar.[2] • Dipnot 1: Şefaat (yardım), Rahman'ın hükümlerine tabi olan, onunla bağlantısını koparmamış olan, yaptığı "ahde" bağlı kalan kimselere yapılacaktır. Bunu da Allah yapacaktır. Şu husus çok önemlidir: Ayette, "şefaat edecek" kimselerden değil, "şefaat olunacak" kimselerden söz edilmektedir. Dolayısı ile Allah'ın yanı sıra başkasından şefaat ummak, buna inanmak şirkten başka bir şey değildir (21:47; 39:44; 40:17, 51; 41:46). • Dipnot 2: Bağışlanmaya, yardıma. • Kelime kelime: لَّا la asla · يَمْلِكُونَ yemlikune güçleri yetmeyecektir · ٱلشَّفَـٰعَةَ ş-şefaate şefa'ate · إِلَّا illa dışındakilerin · مَنِ meni kimselerin · ٱتَّخَذَ ttehaze alan · عِندَ inde huzurunda · ٱلرَّحْمَـٰنِ r-rahmani Rahman'ın · عَهْدًۭا ahden söz • ملك (mlk) kökü: Hükmetmek/emretmek/saltanat sürmek, muktedir olmak/yapabilmek, kontrol etmek, güç/yetki/otorite, kral/hükümdar, krallık/hükümdarlık. • شفع ($fE) kökü: Tek olanı çift yapmak, ikiye katlamak, eşleştirmek, bir şeyi çiftin biri yapmak, benzerine eklemek, yalnız olan bir şeye başka bir şey sağlamak, korumak, arabuluculuk yapmak, aracılık etmek, bir arabulucu olmak. shaf'un… • اخذ (Axp) kökü: eline almak, almak/edinmek, türetilmek/çıkarılmak/kabul edilmek, kabul etmek, bir anlaşmayı kabul etmek, etkilenmek/etkilendirilmek, ezici etki, esir almak, üstünlük kazanmak/öldürmek/yok etmek, büyülemek/cezbetmek • عند (End) kökü: Edat: burada, ile, tarafından, noktasında, hakkında, -den/-dan, huzurunda. Kelime yakınlık fikrini ifade eder, ister sahiplik anlamında fiili olsun ister düşünsel olsun, ayrıca rütbe veya haysiyet veya görüş, zaman ve… • رحم (rHm) kökü: merhamet etmek, şefkat göstermek, severek ve acıyarak korumak. Yufka yürekli olmak, acımak, birinin üzüntüsüne ortak olmak. Acınacak durumda bulunan kimseye yönelik yufka yüreklilik ve şefkat. Lütufta bulunma. • عهد (Ehd) kökü: Yükümlü kılmak/görev vermek/dayatmak/yemin ettirmek. Ahit - antlaşma/sözleşme/söz/anlaşma/pakt/yemin, bağ, koşul, vasiyet, sorumluluk, garanti, zaman, çağ, tanıdık, doğru, dostluk, sevgi, güvenlik. • Meryem suresi 98 ayettir; bu 87. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).