Onlara, "Yeryüzünde bozgunculuk yapmayın." denildiğinde, "Biz ancak düzelticileriz." derler.
Bakara 2:11وَاِذَا ق۪يلَ لَهُمْ لَا تُفْسِدُوا فِي الْاَرْضِۙ قَالُٓوا اِنَّمَا نَحْنُ مُصْلِحُونَ • Ve iza kile lehum la tufsidu fil ardı, kalu innema nahnu muslihun. • Meal: Onlara[1], "Yeryüzünde bozgunculuk yapmayın." denildiğinde, "Biz ancak düzelticileriz." derler. • Dipnot 1: İman etmedikleri halde iman etmiş gibi görünenlere. • Kelime kelime: وَإِذَا ve iza zaman · قِيلَ kile denildiği · لَهُمْ lehum onlara · لَا la yapmayın · تُفْسِدُوا۟ tufsidu bozgunculuk · فِى fi · ٱلْأَرْضِ l-erdi yeryüzünde · قَالُوٓا۟ kalu derler · إِنَّمَا innema sadece · نَحْنُ nehnu biz · مُصْلِحُونَ muslihune düzelticileriz • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • فسد (fsd) kökü: yozlaşmak/bozulmak, geçersiz, çürümüş, kötü/taze olmayan/kirlenmiş, yanlış, kötü niyetli, hileli iş yapmak veya kötülük yapmak. fasad - yozlaşma/şiddet. • ارض (ArD) kökü: yer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin… • صلح (SlH) kökü: doğru/iyi/dürüst/sağlam/erdemli olmak, uygun olmak. aslaha - bir şeyi düzeltmek, reform etmek, iyi yapmak. saalihaat - iyi işler, uygun ve uygun eylemler, düzeltmeye yönelik iş yapmak. aslaha (vb. 4) - bütün sağlam… • Bakara suresi 286 ayettir; bu 11. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).