İbrahim, bunu, çocuklarına vasiyet etmişti. Yakub da: "Ey oğullarım! Şüphesiz Allah, bu dini sizin için seçti. O halde müslimler olarak ölmenin dışında başka bir şekilde ölmeyin!" demişti.
Bakara 2:132وَوَصّٰى بِهَٓا اِبْرٰه۪يمُ بَن۪يهِ وَيَعْقُوبُۜ يَا بَنِيَّ اِنَّ اللّٰهَ اصْطَفٰى لَكُمُ الدّ۪ينَ فَلَا تَمُوتُنَّ اِلَّا وَاَنْتُمْ مُسْلِمُونَۜ • Ve vassa biha ibrahimu benihi ve ya'kub, ya beniyye innallahestafa lekumud dine fe la temutunne illa ve entum muslimun. • Meal: İbrahim, bunu[1], çocuklarına vasiyet etmişti. Yakub da[2]: "Ey oğullarım! Şüphesiz Allah, bu dini sizin için seçti. O halde müslimler[3] olarak ölmenin dışında başka bir şekilde ölmeyin!" demişti. • Dipnot 1: Yakub, İbrahim'in torunudur. • Dipnot 2: Allah'a içtenlikle teslim olmuş olanlar. • Dipnot 3: Müslim olmayı. • Kelime kelime: وَوَصَّىٰ ve vessa ve vasiyet etti · بِهَآ biha bunu · إِبْرَٰهِـۧمُ ibrahimu İbrahim · بَنِيهِ benihi kendi oğullarına · وَيَعْقُوبُ ve yea'kubu ve Ya'kub da · يَـٰبَنِىَّ ya beniyye oğullarım · إِنَّ inne şüphesiz · ٱللَّهَ llahe Allah · ٱصْطَفَىٰ stafa seçti · لَكُمُ lekumu sizin için · ٱلدِّينَ d-dine bu dini · فَلَا fela öyleyse -yapmayın · تَمُوتُنَّ temutunne kesinlikle öleceksiniz · إِلَّا illa hariç · وَأَنتُم veentum sizler · مُّسْلِمُونَ muslimune müslimler olarak • وصي (wSy) kökü: Birleştirmek, bitişik olmak, bitişmek, sık bitki örtüsüne sahip olmak. Vasiyet etmek, tavsiye etmek, emir vermek, akıllıca öğüt ve vaaz ile emretmek, görevlendirmek, öğüt vermek, buyurmak, vasiyet yapmak. • بني (bny) kökü: inşa etmek, yapmak, kurmak, oluşturmak, bina yapmak, yapı, nesil, soy, aile • صفو (Sfw) kökü: Berraklaşmak/durulmak (genellikle içecekler için kullanılır), Kaf-Dal-Ra'nın zıttı, bulanıklıktan/kalınlıktan/çamurdan arınmak, karışımlardan arınmak, bulutsuz hale gelmek (hava/atmosfer için söylenir, aynı zamanda… • دين (dyn) kökü: İtaat/teslimiyet, kulluk/kölelik, din, yüce/yüksek/asil/şanlı rütbe/durum/hal, borç almak/kredi kullanmak, borçlanmak, borç altında olmak, borç yükümlülüğü altında olmak, borç almak/yapmak, borcu geri ödemek/tazmin… • موت (mwt) kökü: Ölmek, dünyevi hayattan ayrılmak, hayattan mahrum olmak, duyusal yeteneklerden yoksun kalmak, zihinsel yeteneklerden yoksun kalmak, hareketsiz olmak, sessiz/sakin olmak, uyumak, cansız, yatışmak, yeryüzü tarafından… • سلم (slm) kökü: barış, güvenlik, selamet, kurtuluş, esenlik, teslim olmak, boyun eğmek, barışmak, teslim etmek, merdiven, sağlıklı olmak, kusursuz olmak • Bakara suresi 286 ayettir; bu 132. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).