Allah yolunda öldürülenler için, "ölüler" demeyin. Bilakis, onlar "diri"dirler, ancak siz, bunu kavrayamazsınız.
Bakara 2:154وَلَا تَقُولُوا لِمَنْ يُقْتَلُ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ اَمْوَاتٌۜ بَلْ اَحْيَٓاءٌ وَلٰكِنْ لَا تَشْعُرُونَ • Ve la tekulu li men yuktelu fi sebilillahi emvat, bel ehyaun ve lakin la teş'urun. • Meal: Allah yolunda öldürülenler için, "ölüler" demeyin. Bilakis, onlar "diri"dirler,[1] ancak siz, bunu kavrayamazsınız. • Dipnot 1: Kur'an'a göre her canlı ölümlüdür. Dolayısı ile şehitler de ölürler. Bu kesin bir bilgidir. Bu ayette söz konusu edilen "diri olmak" ile, kastedilen şey, "Allah yolunda ölmenin karşılığında, sahip olunacak mevki, makam ve itibarın değeridir." Bu, öyle güzel bir makamdır ki hiçbir canlılık ona denk olamaz. • Kelime kelime: وَلَا ve la · تَقُولُوا۟ tekulu demeyin · لِمَن limen kimselere · يُقْتَلُ yuktelu öldürülen · فِى fi -nda · سَبِيلِ sebili yolu- · ٱللَّهِ llahi Allah · أَمْوَٰتٌۢ ۚ emvatun ölüdürler · بَلْ bel bilakis · أَحْيَآءٌۭ ehya'un onlar diridirler · وَلَـٰكِن velakin ama · لَّا la olmazsınız · تَشْعُرُونَ teş'urune siz farkında • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • قتل (qtl) kökü: öldürmek, idam etmek, suçlanmak, katletmek/öldürmek/boğazlamak/kesip biçmek, öldürmeye teşebbüs etmek, kişiyi öldürülmüş gibi göstermek, savaşmak/çarpışmak/mücadele etmek, ustalaşmak, mücadele etmek/dövüşmek, ölümcül… • سبل (sbl) kökü: yol, yöntem, araç, vesile, geçit, patika, yollar, çare, olanak, sebep • موت (mwt) kökü: Ölmek, dünyevi hayattan ayrılmak, hayattan mahrum olmak, duyusal yeteneklerden yoksun kalmak, zihinsel yeteneklerden yoksun kalmak, hareketsiz olmak, sessiz/sakin olmak, uyumak, cansız, yatışmak, yeryüzü tarafından… • حيي (Hyy) kökü: Yaşamak, hayatta olmak, utanmak, geceyi uyanık geçirmek, toprağı gübrelemek/verimli hale getirmek, birini hayatta tutmak, birini sağ bırakmak, ihtiyatlılığı/ölçülülüğü/utangaçlığı kaldırmak, ölçüsüz/arsız yapmak, iyi… • شعر ($Er) kökü: bilmek/algılamak/anlamak, tanıtmak, duyularla algılamak, şuurunda olmak, şiir, edebi söz • Bakara suresi 286 ayettir; bu 154. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).