Akıl Kuran (akilkuran.com)

Bakara Suresi 206. Ayet Meali

Ona, "Allah'a karşı takvalı ol." dendiği zaman, kendisini üstün görmesi onu günaha sevk eder. İşte böylesine Cehennem yeter. O, ne kötü bir döşektir!

Bakara 2:206 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Ona, "Allah'a karşı takvalı ol." dendiği zaman, kendisini üstün görmesi onu günaha sevk eder.
Bakara 2:206
وَاِذَا ق۪يلَ لَهُ اتَّقِ اللّٰهَ اَخَذَتْهُ الْعِزَّةُ بِالْاِثْمِ فَحَسْبُهُ جَهَنَّمُۜ وَلَبِئْسَ الْمِهَادُ • Ve iza kile lehuttekıllahe ehazethul izzetu bil ismi fe hasbuhu cehennem, ve le bi'sel mihad. • Meal: Ona, "Allah'a karşı takvalı ol." dendiği zaman, kendisini üstün görmesi onu günaha sevk eder. İşte böylesine Cehennem yeter. O, ne kötü bir döşektir! • Kelime kelime: وَإِذَا ve iza ve zaman · قِيلَ kile dendiği · لَهُ lehu ona · ٱتَّقِ tteki kork · ٱللَّهَ llahe Allah'tan · أَخَذَتْهُ ehazethu kendisini sürükler · ٱلْعِزَّةُ l-izzetu gururu · بِٱلْإِثْمِ ۚ bil-ismi günaha · فَحَسْبُهُۥ fehasbuhu artık ona yeter · جَهَنَّمُ ۚ cehennemu cehennem · وَلَبِئْسَ velebi'se ve ne kötü · ٱلْمِهَادُ l-mihadu bir yataktır o • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • وقي (wqy) kökü: korumak, kurtarmak, muhafaza etmek, uzak tutmak, kötülükten ve felaketten korunmak, güvende olmak, kalkan olarak kabul etmek, görev saymak. muttaki - kötülükten ve insanlara ve Allah'a karşı görevini ihlal eden… • اخذ (Axp) kökü: eline almak, almak/edinmek, türetilmek/çıkarılmak/kabul edilmek, kabul etmek, bir anlaşmayı kabul etmek, etkilenmek/etkilendirilmek, ezici etki, esir almak, üstünlük kazanmak/öldürmek/yok etmek, büyülemek/cezbetmek • عزز (Ezz) kökü: güçlü/kudretli/kuvvetli, soylu/onurlu/şanlı, direndi/dayandı, yenilmez, alt etmek (örn. tartışmada), yüceltmek, galip gelmek, çok saygı duyulan, değerli, ihtişam, kibir, mükemmel, gururlu ve sert tavır, katı/sert • اثم (Avm) kökü: Suç/günah işlemek veya yalan söylemek. İsm - günah, suç, suçluluk, kötülük, yalan, iyi davranışları engelleyen her şey, zararlı, kişiyi cezaya müstahak kılan her şey, zihni kötü bir şey olarak rahatsız eden her şey… • حسب (Hsb) kökü: Düşünmek, göz önünde bulundurmak, varsaymak, hayal etmek, görüşünde olmak. Bir şeyi saymak/hesaplamak/hesap etmek/hesaplamak, hesaplamak, ölçmek, bir şeyi hesaba katmak veya değerlendirmek, bir şeyin öyle olduğunu… • باس (bAs) kökü: Güçlü/kuvvetli, sıkıntı/talihsizlik/felaket, yoksulluk durumu, kötü/fena, çok kötü, sahte alçakgönüllülük/itaatkarlık, ceza, deneme/keder durumu, cesaret/yiğitlik/kahramanlık • مهد (mhd) kökü: beşik, uyku yeri, yatak, hazırlık, yerleşim yeri, temelleri atmak, yer açmak • Bakara suresi 286 ayettir; bu 206. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).