Kadınlarına yaklaşmamaya yemin eden kimseler için, dört ay bekleme süresi vardır. Eğer bu yeminlerinden dönerlerse; doğrusu Allah, Çok Bağışlayan'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.
Bakara 2:226لِلَّذ۪ينَ يُؤْلُونَ مِنْ نِسَٓائِهِمْ تَرَبُّصُ اَرْبَعَةِ اَشْهُرٍۚ فَاِنْ فَٓاؤُ۫ فَاِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ رَح۪يمٌ • Lillezine yu'lune min nisaihim terabbusu erbaati eşhur, fe in fau fe innallahe gafurun rahim. • Meal: Kadınlarına yaklaşmamaya yemin eden kimseler için, dört ay bekleme süresi vardır. Eğer bu yeminlerinden dönerlerse; doğrusu Allah, Çok Bağışlayan'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir. • Kelime kelime: لِّلَّذِينَ lillezine kimseler için · يُؤْلُونَ yu'lune yaklaşmamağa yemin edenler · مِن min · نِّسَآئِهِمْ nisaihim kadınlarına · تَرَبُّصُ terabbusu bekleme (hakkı) vardır · أَرْبَعَةِ erbeati dört · أَشْهُرٍۢ ۖ eşhurin ay · فَإِن fein eğer · فَآءُو fa'u (o süre içinde) dönerlerse · فَإِنَّ feinne şüphesiz · ٱللَّهَ llahe Allah · غَفُورٌۭ gafurun bağışlayan · رَّحِيمٌۭ rahimun merhamet edendir • الو (Alw) kökü: Gerekeni yapmaktan yoksun olmak/eksik kalmak, yavaş/ağır/halsiz/zayıf, ayrılmamak/bırakmamak/vazgeçmemek/ihmal etmek, yemin etmek, sahip/malik, bir işi yöneten/denetleyen kişi, kadar/dek, ilaveten/herhangi bir şeye… • نسو (nsw) kökü: Kadınlar. Bu kelimenin tekil hali yoktur. • ربص (rbS) kökü: Beklemek, pusuya yatmak, yapışmak, fırsat kollamak, bir beklenti, bir şeyden vazgeçmek, bir şeyi gözetlemek, birinin başına gelmek, bekleyen kişi, alıkoyan kişi veya pahalı zamanı bekleyerek buğday gibi şeyleri toplayan… • ربع (rbE) kökü: Dört, dördüncü, çeyrek, kırk • شهر ($hr) kökü: Dikkat çekici/tanınır/belirgin/kamusal/kötü şöhretli yapmak (iyi veya kötü anlamda), bir aylığına kiralamak/sözleşme yapmak, bir ay kalmak, bir aylık, ay, yeni ay, dolunay, yazarını utandıran kötü bir şey, kusur/hata… • فيا (fyA) kökü: Geri dönmek, geri gitmek, (yeminden) vazgeçmek, yetki altına almak, yerini değiştirmek, kaydırmak, (gölgeyi) döndürmek. Gölge, savaş kazancı, savaş esiri. • غفر (gfr) kökü: korumak, örtmek, gizlemek, siper etmek, miğfer, affetmek, bağışlamak, koruma/af dilemek • رحم (rHm) kökü: merhamet etmek, şefkat göstermek, severek ve acıyarak korumak. Yufka yürekli olmak, acımak, birinin üzüntüsüne ortak olmak. Acınacak durumda bulunan kimseye yönelik yufka yüreklilik ve şefkat. Lütufta bulunma. • Bakara suresi 286 ayettir; bu 226. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).