Allah, İman Edenler'in velisidir. Onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. Küfredenlerin velileri ise tağutlardır; onları aydınlıktan çıkarıp karanlıklara sokar. İşte onlar ateş ehlidir ve orada sürekli kalacaklardır.
Bakara 2:257اَللّٰهُ وَلِيُّ الَّذ۪ينَ اٰمَنُواۙ يُخْرِجُهُمْ مِنَ الظُّلُمَاتِ اِلَى النُّورِۜ وَالَّذ۪ينَ كَفَرُٓوا اَوْلِيَٓاؤُ۬هُمُ الطَّاغُوتُۙ يُخْرِجُونَهُمْ مِنَ النُّورِ اِلَى الظُّلُمَاتِۜ اُو۬لٰٓئِكَ اَصْحَابُ النَّارِۚ هُمْ ف۪يهَا خَالِدُونَ۟ • Allahu veliyyullezine amenu, yuhricuhum minez zulumati ilen nur, vellezine keferu evliyauhumut tagutu yuhricunehum minen nuri ilaz zulumat, ulaike ashabun nar, hum fiha halidun. • Meal: Allah, İman Edenler'in velisidir.[1] Onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. Küfredenlerin velileri ise tağutlardır;[2] onları aydınlıktan çıkarıp karanlıklara sokar. İşte onlar ateş ehlidir ve orada sürekli kalacaklardır. • Dipnot 1: Koruyucu, yardımcı, yönlendirici, gözeten, destekleyici, yandaş. Kur'an'da yer alan "veli" ve velinin çoğulu olan "evliya" kelimelerine dost, dostlar olarak anlam verilmesi doğru değildir. Bu kelimeler, ahlaki anlamdaki dostluğu değil; siyasi anlamda yönetmeyi, korumayı, gözetilmeyi ifade etmektedir. Kur'an, "dost" için "halil" kelimesini kullanmaktadır (Bkz. 2:254; 4:125; 17:73; 25:28). Allah'ın isimlerinden olan "El-Veli; Sahip Çıkan, Koruyan, Gözeten, Destek Olan." demektir. • Dipnot 2: 2:256. ayetin dipnotu. • Kelime kelime: ٱللَّهُ allahu Allah · وَلِىُّ veliyyu dostudur · ٱلَّذِينَ ellezine kimselerin · ءَامَنُوا۟ amenu inananların · يُخْرِجُهُم yuhricuhum onları çıkarır · مِّنَ mine -dan · ٱلظُّلُمَـٰتِ z-zulumati karanlıklar- · إِلَى ila · ٱلنُّورِ ۖ n-nuri aydınlığa · وَٱلَّذِينَ vellezine kimselerin · كَفَرُوٓا۟ keferu inkar eden · أَوْلِيَآؤُهُمُ evliya'uhumu dostları da · ٱلطَّـٰغُوتُ t-ttagutu tağuttur · يُخْرِجُونَهُم yuhricunehum (O da) onları çıkarır · مِّنَ mine -tan · ٱلنُّورِ n-nuri aydınlık- · إِلَى ila · ٱلظُّلُمَـٰتِ ۗ z-zulumati karanlıklara · أُو۟لَـٰٓئِكَ ulaike İşte onlar · أَصْحَـٰبُ eshabu halkıdır · ٱلنَّارِ ۖ n-nari ateş · هُمْ hum onlar · فِيهَا fiha orada · خَـٰلِدُونَ halidune ebedi kalacaklardır • ولي (wly) kökü: yakın olmak, yanında olmak, takip etmek, kadar olmak • امن (Amn) kökü: güvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir… • خرج (xrj) kökü: Çıkmak, ileri gitmek, ayrılmak, kaçınmak/kaçmak/kurtulmak, terk etmek/vazgeçmek, isyan etmek, müstehcen veya edepsiz olmak, göze çarpan, açık olmak (bulutlu değil açık gökyüzü gibi), çözmek/açıklamak/yorumlamak… • ظلم (Zlm) kökü: karanlık, zulüm, haksızlık, adaletsizlik, hak gaspı, haksız yere birini sıkıntıya sokmak • نور (nwr) kökü: ateş, alev, sıcaklık, savaş, ışık, parıldamak, parlak ışık saçmak, tahrik etmek, sinirlendirmek veya savaşa kışkırtmak • كفر (kfr) kökü: Gizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar… • طغي (Tgy) kökü: aşmak, taşmak, yayılmak, yörüngesinden çıkmak, sınırı aşmak, başıboş, yükselmek, taşmak, kudurmuş olmak, sapmak, meraklı olmamak, yaramaz, dinsiz, zorba, aşırı, isyankâr, aşırı derecede fena, kabalık, haksızlık… • صحب (SHb) kökü: eşlik etmek, ilişkilendirmek, arkadaş veya yoldaş olmak. saahibun (çoğul: sahbuun ve ashaabun) - yoldaş, ortak, herhangi bir niteliğin veya şeyin sahibi, herhangi bir şeyle yakın ilişki içinde olan, arkadaş ve herhangi… • خلد (xld) kökü: Kalmak/ikamet etmek, sürekli/daima/sonsuz/sonsuza dek/devamlı olarak devam etmek, başkasını takılarla süslemek, ileri yaşta yavaş yavaş kırlaşmak/ağarmak, sonsuz güçle donatılmış olmak • Bakara suresi 286 ayettir; bu 257. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).