Ant olsun ki Biz, bundan önce Adem'e ahit verdik, ancak o unuttu. Onu azimli bulmadık.
Taha 20:115وَلَقَدْ عَهِدْنَٓا اِلٰٓى اٰدَمَ مِنْ قَبْلُ فَنَسِيَ وَلَمْ نَجِدْ لَهُ عَزْماً۟ • Ve lekad ahidna ila ademe min kablu fe nesiye ve lem necid lehu azma. • Meal: Ant olsun ki Biz, bundan önce Adem'e ahit[1] verdik, ancak o unuttu. Onu azimli bulmadık. • Dipnot 1: Uyması gereken kurallar konusunda ona yükümlülük verdik. • Kelime kelime: وَلَقَدْ velekad ve andolsun · عَهِدْنَآ ahidna biz emretmiştik · إِلَىٰٓ ila · ءَادَمَ ademe Adem'e · مِن min · قَبْلُ kablu önceden · فَنَسِىَ fenesiye fakat unuttu · وَلَمْ velem ve · نَجِدْ necid biz bulmadık · لَهُۥ lehu onda · عَزْمًۭا azmen bir azim • عهد (Ehd) kökü: Yükümlü kılmak/görev vermek/dayatmak/yemin ettirmek. Ahit - antlaşma/sözleşme/söz/anlaşma/pakt/yemin, bağ, koşul, vasiyet, sorumluluk, garanti, zaman, çağ, tanıdık, doğru, dostluk, sevgi, güvenlik. • قبل (qbl) kökü: kabul etmek/almak/karşılamak/razı olmak, birisiyle karşılaşmak/buluşmak, karşı koymak/karşılaştırmak/dengelemek/tazmin etmek, ön taraf (12:26), onaylamak, lütfetmek • نسي (nsy) kökü: Terk etmek/unutmak/ihmal etmek, unutmuş gibi yapmak • وجد (wjd) kökü: kaybolan bir şeyi bulmak, algılamak, elde etmek, herhangi bir kişiyi veya şeyi (şöyle veya böyle) bulmak • عزم (Ezm) kökü: Karar vermek, belirlemek, kararlaştırmak, önermek, bir kararı yerine getirmek, bir şeye gönülden bağlanmak, kesin karar. • Taha suresi 135 ayettir; bu 115. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).