Akıl Kuran (akilkuran.com)

Taha Suresi 124. Ayet Meali

Kim Ben'im zikrimden yüz çevirirse, bilmelidir ki onun için bunalımlı bir yaşam vardır. Kıyamet Günü de onu kör olarak haşrederiz.

Taha 20:124 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Kim Ben'im zikrimden yüz çevirirse, bilmelidir ki onun için bunalımlı bir yaşam vardır.
Taha 20:124
وَمَنْ اَعْرَضَ عَنْ ذِكْر۪ي فَاِنَّ لَهُ مَع۪يشَةً ضَنْكاً وَنَحْشُرُهُ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ اَعْمٰى • Ve men a'rada an zikri fe inne lehu maişeten danken ve nahşuruhu yevmel kıyameti a'ma. • Meal: Kim Ben'im zikrimden[1] yüz çevirirse, bilmelidir ki onun için bunalımlı bir yaşam vardır. Kıyamet Günü de onu kör olarak haşrederiz.[2] • Dipnot 1: Öğüdümden/vahyimden, hatırlatmamdan. • Dipnot 2: Kör olarak diriltiriz veya yargılama alanına kör olarak getiririz. • Kelime kelime: وَمَنْ ve men ama kim · أَعْرَضَ ea'rade yüz çevirirse · عَن an -tan · ذِكْرِى zikri beni anmak- · فَإِنَّ feinne şüphesiz ki · لَهُۥ lehu onun için vardır · مَعِيشَةًۭ meiyşeten bir geçim · ضَنكًۭا danken dar · وَنَحْشُرُهُۥ ve nehşuruhu ve onu haşrederiz · يَوْمَ yevme günü · ٱلْقِيَـٰمَةِ l-kiyameti kıyamet · أَعْمَىٰ ea'ma kör olarak • عرض (ErD) kökü: Gerçekleşmek, olmak, teklif etmek, sunmak, göstermek, öne sürmek, önüne koymak, ipucu vermek, karşı gelmek, önermek, maruz bırakmak, (askerleri) gözden geçirmek, görüntülemek, hazırlamak. aruDa - geniş olmak… • ذكر (pkr) kökü: hatırlamak/anmak/hatırlatmak, ezberlemek için çalışmak, hatırlatmak, akılda tutmak, düşünceli/özenli olmak, bahsetmek/anlatmak/aktarmak, yüceltmek/övmek, uyarmak/ikaz etmek (örn. dhikra 2. çekimdir ve dhikr'den daha… • عيش (Ey$) kökü: Belirli bir şekilde yaşamak, hayatını sürdürmek, yaşam sahibi olmak, geçim aramak. İşatun - geçim, geçim arama zamanı. Maişetun - varoluş, yaşam tarzı, ritüeller, yaşam gereksinimleri, yaşam ve geçim araçları, yaşamak… • ضنك (Dnk) kökü: Daraldı veya sıkıştı (zorluğu gösterir). Yargıda, bedende, ruhta, zekada zayıf düştü. • حشر (H$r) kökü: Toplanmak/bir araya gelmek/bir araya getirmek, ölüleri diriltmek, sürgün etmek, bir yerden başka bir yere sürmek, bir şeyi ince veya narin ya da küçük yapmak, bir şeyi keskin ve sivri yapmak (örneğin mızrak ucu ve… • يوم (ywm) kökü: Gün, dönem, periyot, zaman, bugün, bu / şu gün, çağ/zaman periyodu, güneşin belli bir noktaya kadar yükseliş süreci, kaza veya olay.. Türkçe’ye girmiş türevler : yevm, eyyam, eyyamcı, yevmiye, yevmiyeci • قوم (qwm) kökü: Kıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk… • عمي (Emy) kökü: görevinden saptırmak, yoldan sapmak, kör veya cahil ve kapalı olmak, görme yetisinden yoksun bırakmak, karartmak, kör, karanlık, gizlemek. amaḥa - zihinsel körlük, amaya - zihinsel ve fiziksel körlük. • Taha suresi 135 ayettir; bu 124. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).