"Hayır, onu şu büyükleri yapmıştır. Eğer konuşabilirlerse haydi onlara sorun!" dedi.
Enbiya 21:63قَالَ بَلْ فَعَلَهُۗ كَب۪يرُهُمْ هٰذَا فَسْـَٔلُوهُمْ اِنْ كَانُوا يَنْطِقُونَ • Kale bel fealehu kebiruhum haza fes'eluhum in kanu yentıkun. • Meal: "Hayır, onu şu büyükleri yapmıştır. Eğer konuşabilirlerse haydi onlara sorun!" dedi. • Kelime kelime: قَالَ kale dedi · بَلْ bel hayır · فَعَلَهُۥ fealehu yapmış · كَبِيرُهُمْ kebiruhum büyükleri · هَـٰذَا haza işte şu · فَسْـَٔلُوهُمْ feseluhum onlara sorun · إِن in eğer · كَانُوا۟ kanu onlar · يَنطِقُونَ yentikune konuşurlarsa • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • فعل (fEl) kökü: bir şey yapmak, onu yaptı, bir eylemin etkisini yaşamak veya almak, gerçekleştirmek, bir yapma eylemi, bir alışkanlık/adet/tarz/alışılmış durum • كبر (kbr) kökü: Sert olmak, büyümek, büyük/geniş/iri olmak, ergenliğe ulaşmak, saygınlık veya rütbece yükselmek, bir şeyi büyütmek, büyüklük konusunda biriyle rekabet etmek/çekişmek, kendini yüceltmek, gururlu/kibirli/küstah davranmak… • سال (sAl) kökü: akmak, dökülmek, sızmak, akıtmak, soruşturmak, sormak, dilenmek • كون (kwn) kökü: Olmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri… • نطق (nTq) kökü: Konuşmak, seslendirmek, sesleri artiküle etmek, net konuşmak. • Enbiya suresi 112 ayettir; bu 63. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).