Akıl Kuran (akilkuran.com)

Enbiya Suresi 97. Ayet Meali

Uyarıldıkları gerçekle yüz yüze geldiklerinde, Kafirlerin gözleri korku ile büyür. "Eyvah bizlere! Gerçekten biz aldanış içindeymişiz. Aslında biz, kendimize haksızlık etmişiz."

Enbiya 21:97 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Uyarıldıkları gerçekle yüz yüze geldiklerinde, Kafirlerin gözleri korku ile büyür.
Enbiya 21:97
وَاقْتَرَبَ الْوَعْدُ الْحَقُّ فَاِذَا هِيَ شَاخِصَةٌ اَبْصَارُ الَّذ۪ينَ كَفَرُواۜ يَا وَيْلَنَا قَدْ كُنَّا ف۪ي غَفْلَةٍ مِنْ هٰذَا بَلْ كُنَّا ظَالِم۪ينَ • Vakterabel va'dul hakku fe iza hiye şahısatun ebsarullezine keferu, ya veylena kad kunna fi gafletin min haza bel kunna zalimin. • Meal: Uyarıldıkları gerçekle yüz yüze geldiklerinde, Kafirlerin gözleri korku ile büyür. "Eyvah bizlere! Gerçekten biz aldanış içindeymişiz. Aslında biz, kendimize haksızlık etmişiz." • Kelime kelime: وَٱقْتَرَبَ vekterabe ve yaklaşır · ٱلْوَعْدُ l-vea'du va'd · ٱلْحَقُّ l-hakku gerçek · فَإِذَا feiza birden · هِىَ hiye o · شَـٰخِصَةٌ şahisatun donup kalır · أَبْصَـٰرُ ebsaru gözleri · ٱلَّذِينَ ellezine kimselerin · كَفَرُوا۟ keferu inkar eden(lerin) · يَـٰوَيْلَنَا ya veylena vah bize · قَدْ kad gerçekten · كُنَّا kunna biz idik · فِى fi içinde · غَفْلَةٍۢ gafletin gaflet · مِّنْ min · هَـٰذَا haza bundan · بَلْ bel meğer · كُنَّا kunna biz · ظَـٰلِمِينَ zalimine zulmediyormuşuz • قرب (qrb) kökü: Yakın olmak, yaklaşmak, teklif etmek, ilişki veya rütbede yakın olmak, el altında olmak, yaklaşmak. Qurbatun - yakınlık, yakınlaşma araçları, akrabalık, ilişki. Qurubatan (çoğul qurubatun) - insanları Allah'a… • وعد (wEd) kökü: söz vermek, sözünü vermek, tehdit etmek, iyi şeyler vaat etmek, tehdit etmek (bağlama göre) • حقق (Hqq) kökü: Adaletin, bilgeliğin, gerçeğin, doğrunun veya gerçekliğin gerekliliklerine uygun olmak, adil/uygun/doğru/yerinde olmak, özgün/hakiki/sağlam/geçerli/esaslı/gerçek olmak, ayrıca… • شخص ($xS) kökü: Yukarı kaldırılmak, (gözleri) dehşetle dikmek, dehşetle sabit bakmak. • بصر (bSr) kökü: görme, bakma, gözle görmek, görüş, göz, dikkatle bakma, görme gücü, görüş açısı • كفر (kfr) kökü: Gizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar… • كون (kwn) kökü: Olmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri… • غفل (gfl) kökü: Dikkatsiz, unutkan, ihmalkar, gafil, kasıtlı olarak ihmal eden veya bırakan veya uzaklaşan • ظلم (Zlm) kökü: karanlık, zulüm, haksızlık, adaletsizlik, hak gaspı, haksız yere birini sıkıntıya sokmak • Enbiya suresi 112 ayettir; bu 97. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).