İlim verilen kimselerin, onun Rabb'inden gelen bir gerçek olduğunu bilmeleri, ona iman etmeleri ve kalplerinin tatmin olması içindir. Allah, İman Edenler'e dosdoğru yolu gösterendir.
Hac 22:54وَلِيَعْلَمَ الَّذ۪ينَ اُو۫تُوا الْعِلْمَ اَنَّهُ الْحَقُّ مِنْ رَبِّكَ فَيُؤْمِنُوا بِه۪ فَتُخْبِتَ لَهُ قُلُوبُهُمْۜ وَاِنَّ اللّٰهَ لَهَادِ الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اِلٰى صِرَاطٍ مُسْتَق۪يمٍ • Ve li ya'lemellezine utul ılme ennehul hakku min rabbike fe yu'minu bihi fe tuhbite lehu kulubuhum, ve innallahe le hadillezine amenu ila sıratın mustakim. • Meal: İlim[1] verilen kimselerin[2], onun[3] Rabb'inden gelen bir gerçek olduğunu bilmeleri, ona iman etmeleri ve kalplerinin tatmin olması içindir. Allah, İman Edenler'e dosdoğru yolu gösterendir. • Dipnot 1: Vahiy bilgisinin İnsanlara ulaşması sayesinde. • Dipnot 2: Allah'tan gelen bilgi, vahiyle gelen bilgi, vahiy bilgisi. • Dipnot 3: Vahyin. • Kelime kelime: وَلِيَعْلَمَ veliyea'leme ve bilsinler diye · ٱلَّذِينَ ellezine kendilerine · أُوتُوا۟ utu verilenler · ٱلْعِلْمَ l-ilme ilim · أَنَّهُ ennehu onun (Kur'an'ın) · ٱلْحَقُّ l-hakku bir hak (gerçek) olduğunu · مِن min -nden · رَّبِّكَ rabbike Rabbi- · فَيُؤْمِنُوا۟ fe yu'minu ve inansınlar diye · بِهِۦ bihi ona · فَتُخْبِتَ fe tuhbite böylece saygı duysun · لَهُۥ lehu ona · قُلُوبُهُمْ ۗ kulubuhum kalbleri · وَإِنَّ ve inne ve şüphesiz · ٱللَّهَ llahe Allah · لَهَادِ lehadi mutlaka iletir · ٱلَّذِينَ ellezine kimseleri · ءَامَنُوٓا۟ amenu inanan(ları) · إِلَىٰ ila · صِرَٰطٍۢ siratin yola · مُّسْتَقِيمٍۢ mustekimin doğru • علم (Elm) kökü: İşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim… • اتي (Aty) kökü: Gelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak… • حقق (Hqq) kökü: Adaletin, bilgeliğin, gerçeğin, doğrunun veya gerçekliğin gerekliliklerine uygun olmak, adil/uygun/doğru/yerinde olmak, özgün/hakiki/sağlam/geçerli/esaslı/gerçek olmak, ayrıca… • ربب (rbb) kökü: Usta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren… • امن (Amn) kökü: güvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir… • خبت (xbt) kökü: Gizlenmek/belirsiz olmak veya itibarını kaybetmek, alçakgönüllü/mütevazı/itaatkar/söz dinleyen olmak, kendini alçaltmak, kendini aşağılamak, hareketsiz/sakin olmak • قلب (qlb) kökü: kalp, gönül, değişme, dönme, tersine çevirme, yön değiştirme, kalbin hali, karara dönüşme. Türkçe'ye geçen türevler: inkılap (münkalip), kalpazan, kılaptan, kulp • هدي (hdy) kökü: Yol göstermek/yönlendirmek, doğru yolu takip etmek/tutmak, doğru yola yönlendirilmiş/hidayete ermiş, bir yol/gidiş/metot/davranış tarzı/tutum. Hediye. • صرط (SrT) kökü: Düz, yeteri kadar geniş ve zorluk çekilmeden yürünebilen bir patika/yol. Bir yol/güzergah/patika, uzun kılıç. • قوم (qwm) kökü: Kıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk… • Hac suresi 78 ayettir; bu 54. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).