Kafirler de Sa'at ansızın gelinceye veya ardından başka bir gün olmayan günün azabı gelinceye kadar ondan kuşku duymaya devam edeceklerdir.
Hac 22:55وَلَا يَزَالُ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا ف۪ي مِرْيَةٍ مِنْهُ حَتّٰى تَأْتِيَهُمُ السَّاعَةُ بَغْتَةً اَوْ يَأْتِيَهُمْ عَذَابُ يَوْمٍ عَق۪يمٍ • Ve la yezalullezine keferu fi miryetin minhu hatta te'tiyehumus saatu bagteten ev ye'tiyehum azabu yevmin akim. • Meal: Kafirler de Sa'at[1] ansızın gelinceye veya ardından başka bir gün olmayan günün azabı gelinceye kadar ondan[2] kuşku duymaya devam edeceklerdir. • Dipnot 1: İlimden/Allah'tan gelen bilgiden, vahiyden. • Dipnot 2: Kıyametin kopma anı. • Kelime kelime: وَلَا ve la ve · يَزَالُ yezalu bitmez · ٱلَّذِينَ ellezine · كَفَرُوا۟ keferu inkar edenlerin · فِى fi içinde (olmaları) · مِرْيَةٍۢ miryetin kuşku · مِّنْهُ minhu o(Kur'a)ndan · حَتَّىٰ hatta kadar · تَأْتِيَهُمُ te'tiyehumu kendilerine gelinceye · ٱلسَّاعَةُ s-saatu o sa'at · بَغْتَةً begteten ansızın · أَوْ ev yahut · يَأْتِيَهُمْ ye'tiyehum kendilerine gelinceye kadar · عَذَابُ azabu azabı · يَوْمٍ yevmin günün · عَقِيمٍ akimin kısır (hayırsız) • زيل (zyl) kökü: (olumsuz ma, la veya lam ekleriyle) Durmaz, devam eder, hala, henüz. Bir kenara koymak/ayırmak, ayırmak/kaldırmak/dağıtmak. • كفر (kfr) kökü: Gizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar… • مري (mry) kökü: Bir şeyi ortaya çıkarmak, tartışmak veya mücadele etmek, şüphe etmek. • اتي (Aty) kökü: Gelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak… • سوع (swE) kökü: Kötü olmak, fesat çıkarmak, kötülük etmek, günah işlemek, zarar vermek, üzmek, incitmek, fenalık yapmak, kızmak, öfkelenmek, kabalaşmak, çirkinleşmek, hoşa gitmemek, mutsuz etmek, rahatsız etmek, zorlaştırmak • بغت (bgt) kökü: Ansızın basmak, gafil avlamak, habersiz yakalamak, beklenmedik anda ortaya çıkmak, şaşırtmak • عذب (Epb) kökü: cezalandırma, azarlamak, ceza, işkence, acı, eziyet, sıkıntı, ağır ceza, kaçınmak/vazgeçmek, bir haktan vazgeçmek, feragat etmek, çıkmak, engel olmak zorluk çıkarmak. Bir şey inkar etmek, biri tarafından konulan engel… • يوم (ywm) kökü: Gün, dönem, periyot, zaman, bugün, bu / şu gün, çağ/zaman periyodu, güneşin belli bir noktaya kadar yükseliş süreci, kaza veya olay.. Türkçe’ye girmiş türevler : yevm, eyyam, eyyamcı, yevmiye, yevmiyeci • عقم (Eqm) kökü: Kısır olmak (rahim), kurumak, verimsiz olmak, kasvetli olmak, sıkıntılı, üzücü (gün), çocuksuz olmak, yıkıcı olmak. • Hac suresi 78 ayettir; bu 55. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).