Cehennem onları uzak bir yerden gördüğü zaman, onun öfkelenmesini ve uğultusunu işittiler.
Furkan 25:12اِذَا رَاَتْهُمْ مِنْ مَكَانٍ بَع۪يدٍ سَمِعُوا لَهَا تَغَيُّظاً وَزَف۪يراً • İza raethum min mekanin baidin semiu leha tegayyuzan ve zefira. • Meal: Cehennem onları[1] uzak bir yerden gördüğü zaman, onun öfkelenmesini ve uğultusunu işittiler.[2] • Dipnot 1: İşitecekler. • Dipnot 2: Hesap gününü yalanlayanları. • Kelime kelime: إِذَا iza ne zaman ki · رَأَتْهُم raethum onları görünce · مِّن min · مَّكَانٍۭ mekanin bir yerden · بَعِيدٍۢ beiydin uzak · سَمِعُوا۟ semiu onlar işitirler · لَهَا leha bunun · تَغَيُّظًۭا tegayyuzen öfkesini · وَزَفِيرًۭا ve zefiran ve homurtusunu • راي (rAy) kökü: görmek/düşünmek/tutmak, görüşüne göre, algılamak, yargılamak, değerlendirmek, bilmek. ara'itaka / ara'itakum - bana söyle sen/siz (kişi zamiri Kaf vurgu için eklenmiştir ve anlama katkısı olmayan bir fazlalık değildir)… • كون (kwn) kökü: Olmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri… • بعد (bEd) kökü: sonra, ardından, ardından gelen, uzaklık, öteye, bir şeyin ardından, geçiş, uzak olmak, geçmek, gecikme • سمع (smE) kökü: duymak, işitmek, kulak vermek, işitme gücü, ses duyma, fark etme, dinlemek, anlamak • غيظ (gyZ) kökü: kızdırmak, öfkelendirmek, kışkırtmak, kafasını karıştırmak, sinirlendirmek, öfke, hiddet, şiddet, sıkıntı; tencere • زفر (zfr) kökü: İç çekme/hıçkırık, sıkıntı nedeniyle nefes çekme, inlemek, üzüntüyle inlemek, uğuldayan bir deniz, yük/yükler taşıyan kişi, felaket/talihsizlik. • Furkan suresi 77 ayettir; bu 12. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).