Şuara 26:15قَالَ كَلَّاۚ فَاذْهَبَا بِاٰيَاتِنَٓا اِنَّا مَعَكُمْ مُسْتَمِعُونَ • Kale kella, fezheba bi ayatina inna meakum mustemiun. • Meal: "Hayır, haydi ikiniz ayetlerimizle gidin! Kuşkusuz Biz, sizinle beraber işitenleriz.[1]" dedi. • Dipnot 1: Size söylenecek şeyleri anında işitip sizi koruruz. • Kelime kelime: قَالَ kale (Allah) dedi · كَلَّا ۖ kella hayır · فَٱذْهَبَا fezheba ikiniz de gidin · بِـَٔايَـٰتِنَآ ۖ biayatina ayetlerimizle · إِنَّا inna şüphesiz biz · مَعَكُم meakum sizinle beraberiz · مُّسْتَمِعُونَ mustemiune dinliyoruz • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • ذهب (phb) kökü: gitmek, uzaklaşmak, ayrılmak, almak veya uzaklaşmak, tüketmek, almak, iletmek, ölmek, sona ermek • ايي (Ayy) kökü: İmza, belirgin işaret, alamet, iz, im, damga, gösterge, mesaj, kanıt, ispat, mucize, iletişim, Kuran-ı Kerim ayeti. Tam olarak, normalde pek belirgin olmayan bir şey üzerindeki herhangi belirgin bir şeyi ifade eder… • سمع (smE) kökü: duymak, işitmek, kulak vermek, işitme gücü, ses duyma, fark etme, dinlemek, anlamak • Şuara suresi 227 ayettir; bu 15. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).