Firavun: "Benden başka bir ilah edinirsen, kesinlikle seni zindana atarım." dedi.
Şuara 26:29قَالَ لَئِنِ اتَّخَذْتَ اِلٰهاً غَيْر۪ي لَاَجْعَلَنَّكَ مِنَ الْمَسْجُون۪ينَ • Kale leinittehazte ilahen gayri le ec'alenneke minel mescunin. • Meal: Firavun: "Benden başka bir ilah edinirsen, kesinlikle seni zindana atarım." dedi. • Kelime kelime: قَالَ kale (Fir'avn) dedi · لَئِنِ leini andolsun ki eğer · ٱتَّخَذْتَ ttehazte edinirsen · إِلَـٰهًا ilahen bir tanrı · غَيْرِى gayri benden başka · لَأَجْعَلَنَّكَ leec'alenneke seni mutlaka yapacağım · مِنَ mine -dan · ٱلْمَسْجُونِينَ l-mescunine zindana atılanlar- • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • اخذ (Axp) kökü: eline almak, almak/edinmek, türetilmek/çıkarılmak/kabul edilmek, kabul etmek, bir anlaşmayı kabul etmek, etkilenmek/etkilendirilmek, ezici etki, esir almak, üstünlük kazanmak/öldürmek/yok etmek, büyülemek/cezbetmek • اله (Alh) kökü: hizmet etmek, ibadet etmek veya tapınmak; korumak, sığınma vermek, muhafaza etmek, kurtarmak, özgür kılmak; ibadet objesi yani Tanrı; (Alif-Lam-Lam-ha) Allah, tüm mükemmel ilahi isimleri kapsayan tek gerçek Tanrı; var… • غير (gyr) kökü: getirmek, iletmek, fayda, bahşedilmiş; bir şeyi kötüye doğru değiştirmek veya bozmak, bozulmuş, kirletilmiş, bulaşmış, kötü kokulu hale getirmek; ayarlama, onarım; iki kişi arasındaki fark; kıskanç olmak; temin etmek… • جعل (jEl) kökü: yapmak, kılmak, oluşturmak, etmek, bir şeyi belirlemek, yaratmak, dönüştürmek, tayin etmek, yerleştirmek, sağlamak • سجن (sjn) kökü: Hapsetmek, zindana atmak, hapse tıkmak, tutuklamak, mahpus etmek • Şuara suresi 227 ayettir; bu 29. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).