Akıl Kuran (akilkuran.com)

Şuara Suresi 41. Ayet Meali

Sihirbazlar Firavun'a geldiklerinde: "Eğer galip gelirsek bize bir ödül var mı?" dediler.

Şuara 26:41 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Sihirbazlar Firavun'a geldiklerinde: "Eğer galip gelirsek bize bir ödül var mı?" dediler.
Şuara 26:41
فَلَمَّا جَٓاءَ السَّحَرَةُ قَالُوا لِفِرْعَوْنَ اَئِنَّ لَنَا لَاَجْراً اِنْ كُنَّا نَحْنُ الْغَالِب۪ينَ • Fe lemma caes seharatu kalu li fir'avne e inne lena le ecran in kunna nahnul galibin. • Meal: Sihirbazlar Firavun'a geldiklerinde: "Eğer galip gelirsek bize bir ödül var mı?" dediler. • Kelime kelime: فَلَمَّا felemma ne zaman ki · جَآءَ ca'e geldi(ler) · ٱلسَّحَرَةُ s-seharatu büyücüler · قَالُوا۟ kalu dediler · لِفِرْعَوْنَ lifir'avne Fir'avn'a · أَئِنَّ einne var değil mi? · لَنَا lena bize · لَأَجْرًا leecran bir ücret · إِن in eğer · كُنَّا kunna olursak · نَحْنُ nehnu biz · ٱلْغَـٰلِبِينَ l-galibine üstün gelenler • جيا (jyA) kökü: gelmek/yapmak, işlemek, (bi edatıyla) getirmek, üretmek, (2:275) almak • سحر (sHr) kökü: Büyü yapmak, sihir yapmak, büyülemek, aldatmak, göz boyamak, hipnotize etmek, etkilemek, baştan çıkarmak, kandırmak, şafak vakti, tan vakti, seher vakti • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • اجر (Ajr) kökü: ödül/tazminat/karşılık, hizmet için ücret/ödeme/maaş, kar • كون (kwn) kökü: Olmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri… • غلب (glb) kökü: Üstesinden geldi, fethetti, boyun eğdirdi, hâkim oldu, aştı, güç veya kuvvette üstün oldu, zafer kazandı. aghlabu - ağaçlarla kaplı (sık), ghulban - bereketli, verimli. • Şuara suresi 227 ayettir; bu 41. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).