Sen, daha önce herhangi bir kitaptan okuyor ve onu elinle yazıyor değildin. Öyle olsaydı, mesajını geçersiz yapmak isteyenler kesinlikle kuşkulanırlardı.
Ankebut 29:48وَمَا كُنْتَ تَتْلُوا مِنْ قَبْلِه۪ مِنْ كِتَابٍ وَلَا تَخُطُّهُ بِيَم۪ينِكَ اِذاً لَارْتَابَ الْمُبْطِلُونَ • Ve ma kunte tetlu min kablihi min kitabin ve la tehuttuhu bi yeminike izen lertabel mubtılun. • Meal: Sen, daha önce[1] herhangi bir kitaptan okuyor ve onu elinle yazıyor değildin. Öyle olsaydı, mesajını geçersiz yapmak isteyenler kesinlikle kuşkulanırlardı.[2] • Dipnot 1: Kur'an sana vahyedilmeden önce. • Dipnot 2: Seni, bu mesajları başka kitaplardan almakla suçlarlardı. • Kelime kelime: وَمَا ve ma ve · كُنتَ kunte sen değildin · تَتْلُوا۟ tetlu okuyan · مِن min · قَبْلِهِۦ kablihi bundan önce · مِن min -tan · كِتَـٰبٍۢ kitabin Kitap- · وَلَا ve la ve · تَخُطُّهُۥ tehuttuhu onu yazmıyordun · بِيَمِينِكَ ۖ biyeminike elinle · إِذًۭا izen öyle olsaydı · لَّٱرْتَابَ lartabe kuşkulanırlardı · ٱلْمُبْطِلُونَ l-mubtilune batılda olanlar • كون (kwn) kökü: Olmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri… • تلو (tlw) kökü: Takip etmek, arkasından yürümek, taklit etmek, peşinden gitmek, ardışık. Okumak, ezberden okumak, dikkatle incelemek, prova yapmak, beyan etmek, derin düşünmek. • قبل (qbl) kökü: kabul etmek/almak/karşılamak/razı olmak, birisiyle karşılaşmak/buluşmak, karşı koymak/karşılaştırmak/dengelemek/tazmin etmek, ön taraf (12:26), onaylamak, lütfetmek • كتب (ktb) kökü: yazmak, dikte ettirmek, emretmek/tayin etmek/buyurmak, hüküm vermek/karar çıkarmak, bir araya getirmek, toplamak, birleştirmek/bağlamak, dikmek, yazılı (kanun gibi), yazı biçimi/şekli, kitap, kitapçı, yazılan şey… • خطط (xTT) kökü: Yere çizgi (veya işaret) çizmek, yazmak veya kaydetmek (birinin günahlarının kendisine karşı yazılması veya kaydedilmesi gibi), bir şeyi yasaklamak veya kendine almak, bir şeyi kesmek veya yarmak, düz veya yumuşak veya… • يمن (ymn) kökü: Sağ taraf, sağ, sağ el, yemin, kutsama, sağa yönlendirmek, bereket sebebi olmak, müreffeh/şanslı/talihli. • ريب (ryb) kökü: belirsizliğe düşürmek, şüpheye düşürmek, felaket, şüphe, rahatsız etmek, şüphe uyandırmak, zihinsel huzursuzluk yaratmak, sıkıntı vermek, kötü bir kanı oluşturmak, yalan isnat etmek • بطل (bTl) kökü: Boş olmak, geçersiz olmak, batıl olmak, yok olmak, işe yaramaz hale gelmek, hükümsüz kalmak, cesur olmak, kahraman olmak, kahramanlık yapmak • Ankebut suresi 69 ayettir; bu 48. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).