Çevresindeki insanlar can güvenliği içinde değilken, orayı güvenli harem ve emin bir yer kıldığımızı görmediler mi? Hala Batıl'a mı inanıyorlar ve Allah'ın nimetine nankörlük mü ediyorlar?
Ankebut 29:67اَوَلَمْ يَرَوْا اَنَّا جَعَلْنَا حَرَماً اٰمِناً وَيُتَخَطَّفُ النَّاسُ مِنْ حَوْلِهِمْۜ اَفَبِالْبَاطِلِ يُؤْمِنُونَ وَبِنِعْمَةِ اللّٰهِ يَكْفُرُونَ • E ve lem yerev enna cealna haramen aminen ve yutehattafun nasu min havlihim, e fe bil batılı yu'minune ve bi ni'metillahi yekfurun. • Meal: Çevresindeki insanlar can güvenliği içinde değilken, orayı[1] güvenli harem[2] ve emin bir yer kıldığımızı görmediler mi? Hala Batıl'a mı inanıyorlar ve Allah'ın nimetine nankörlük mü ediyorlar? • Dipnot 1: Saygı duyulan, dokunulmaz, kutsal. • Dipnot 2: Mekke'yi. • Kelime kelime: أَوَلَمْ evelem · يَرَوْا۟ yerav görmediler mi? · أَنَّا enna biz · جَعَلْنَا cealna kıldık · حَرَمًا haramen dokunulmaz · ءَامِنًۭا aminen güvenli · وَيُتَخَطَّفُ veyutehattafu kaçırılırken · ٱلنَّاسُ n-nasu insanlar · مِنْ min -nden · حَوْلِهِمْ ۚ havlihim çevreleri- · أَفَبِٱلْبَـٰطِلِ efebil-batili hâlâ batıla mı? · يُؤْمِنُونَ yu'minune inanıyorlar · وَبِنِعْمَةِ ve binia'meti ve ni'metine · ٱللَّهِ llahi Allah'ın · يَكْفُرُونَ yekfurune nankörlük ediyorlar • راي (rAy) kökü: görmek/düşünmek/tutmak, görüşüne göre, algılamak, yargılamak, değerlendirmek, bilmek. ara'itaka / ara'itakum - bana söyle sen/siz (kişi zamiri Kaf vurgu için eklenmiştir ve anlama katkısı olmayan bir fazlalık değildir)… • جعل (jEl) kökü: yapmak, kılmak, oluşturmak, etmek, bir şeyi belirlemek, yaratmak, dönüştürmek, tayin etmek, yerleştirmek, sağlamak • حرم (Hrm) kökü: Yasaklamak, engellemek, önlemek, yasadışı ilan etmek veya yapmak, mahrum bırakmak, kutsal/dokunulmaz/saygı veya hürmet veya onura layık olmak, bir şeyi reddetmek veya inkar etmek, birini umutsuzluğa sürüklemek, refahtan… • امن (Amn) kökü: güvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir… • خطف (xTf) kökü: Bir şeyi zorlayarak almak/kapmak/götürmek, bir şeyi hızlıca almak (kapmak), aniden almak, hızlıca gitmek (tempoyu veya gidiş hızını artırmak), bir şeyi kısaltmak (bir söylevi veya anlatıyı), neredeyse kaçırmak bir şeyi… • نوس (nws) kökü: sallamak, durmak, hareket etmek, fırlatmak. İnsanlık, insanlar, diğerleri, erkekler. • حول (Hwl) kökü: Değişmek, araya girmek, yanından geçmek için. Dönüştürülmüş veya değiştirilmiş olmak, bir şeyden başka bir şeye dönmek veya dönüşmek, aktarılmak veya taşınmak, hareket etmek veya kaldırmak, eğri veya düzgün olmamak… • بطل (bTl) kökü: Boş olmak, geçersiz olmak, batıl olmak, yok olmak, işe yaramaz hale gelmek, hükümsüz kalmak, cesur olmak, kahraman olmak, kahramanlık yapmak • نعم (nEm) kökü: Rahat bir hayat sürmek, hayatın konfor ve kolaylıklarından zevk almak, neşeli olmak, konforlar/zevkler, kolay/yumuşak/bol/hoş/iyi/gelişen olmak, iyice yoğurmak/pişirmek. in'aam - iyilik, bir kişiye yapılan iyilik/lütuf… • كفر (kfr) kökü: Gizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar… • Ankebut suresi 69 ayettir; bu 67. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).