Akıl Kuran (akilkuran.com)

Ankebut Suresi 68. Ayet Meali

Uydurduğu yalanı Allah'a isnat eden iftiracıdan veya kendisine gelen hakikati yalanlayandan daha zalim kim vardır? Kafirler için Cehennem'de yer mi yok?

Ankebut 29:68 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Uydurduğu yalanı Allah'a isnat eden iftiracıdan veya kendisine gelen hakikati yalanlayandan daha zalim kim…
Ankebut 29:68
وَمَنْ اَظْلَمُ مِمَّنِ افْتَرٰى عَلَى اللّٰهِ كَذِباً اَوْ كَذَّبَ بِالْحَقِّ لَمَّا جَٓاءَهُۜ اَلَيْسَ ف۪ي جَهَنَّمَ مَثْوًى لِلْكَافِر۪ينَ • Ve men azlemu mimmeniftera alallahi keziben ev kezzebe bil hakkı lemma caeh, e leyse fi cehenneme mesven lil kafirin. • Meal: Uydurduğu yalanı Allah'a isnat eden iftiracıdan veya kendisine gelen hakikati yalanlayandan daha zalim kim vardır[1]? Kafirler için Cehennem'de yer mi yok? • Dipnot 1: Günümüzde cemaatler, tarikatlar, dini ekoller ve din üzerinden siyasi, ticari, itibari rant elde edenler; dini geçim kaynağı haline dönüştürenler, sünnet, hadis adı altında uydurdukları yalanları Allah'a dayandırıyorlar. Kur'an'ın yanı sıra hadis, sünnet, icma, kıyas, içtihat, esbab-ı nüzul, siyer ve fıkıh gibi kaynakları din edinenler, bu kaynaklarla helal ve haram belirleyerek Allah adına yalan uyduruyorlar. • Kelime kelime: وَمَنْ ve men ve kimdir? · أَظْلَمُ ezlemu daha zalim · مِمَّنِ mimmeni kimseden · ٱفْتَرَىٰ ftera iftira atan · عَلَى ala üzerine · ٱللَّهِ llahi Allah'ın · كَذِبًا keziben yalanı · أَوْ ev veya · كَذَّبَ kezzebe yalanlayandan · بِٱلْحَقِّ bil-hakki gerçeği · لَمَّا lemma · جَآءَهُۥٓ ۚ ca'ehu kendisine gelen · أَلَيْسَ eleyse yok mudur? · فِى fi · جَهَنَّمَ cehenneme cehennemde · مَثْوًۭى mesven bir yer · لِّلْكَـٰفِرِينَ lilkafirine kafirler için • ظلم (Zlm) kökü: karanlık, zulüm, haksızlık, adaletsizlik, hak gaspı, haksız yere birini sıkıntıya sokmak • فري (fry) kökü: Kesmek/bölmek/yarmak, iftira atmak, (yalan) uydurmak. • كذب (kpb) kökü: Yalan söylemek, gerçek olmayan şeyleri söylemek, uydurma bir yalan söylemek, bir yalan ileri sürmek, bir yalan anlatmak, bir yalan söylemek, yanlış olmak, kesilmek, aldatmak, beklentileri boşa çıkarmak. • حقق (Hqq) kökü: Adaletin, bilgeliğin, gerçeğin, doğrunun veya gerçekliğin gerekliliklerine uygun olmak, adil/uygun/doğru/yerinde olmak, özgün/hakiki/sağlam/geçerli/esaslı/gerçek olmak, ayrıca… • جيا (jyA) kökü: gelmek/yapmak, işlemek, (bi edatıyla) getirmek, üretmek, (2:275) almak • ليس (lys) kökü: Değil, yoktur, değildir, bulunmaz, mevcut değildir • ثوي (vwy) kökü: Bir yerde ikamet etmek, durmak, bir yere yerleşmek, birini bir yerde tutmak, konaklamak. mathwa - konut, mesken, kalacak yer, uğrak yeri, dinlenme yeri, konaklama. thaawin (thaawiyun için) - sakin, oturan kişi. • كفر (kfr) kökü: Gizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar… • Ankebut suresi 69 ayettir; bu 68. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).