Akıl Kuran (akilkuran.com)

Secde Suresi 13. Ayet Meali

Eğer dileseydik, herkese elbette hidayetini verirdik. Fakat Ben'den söz hak oldu: "Cehennem'i tamamen cinn ve insanlardan dolduracağım."

Secde 32:13 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Eğer dileseydik, herkese elbette hidayetini verirdik.
Secde 32:13
وَلَوْ شِئْنَا لَاٰتَيْنَا كُلَّ نَفْسٍ هُدٰيهَا وَلٰكِنْ حَقَّ الْقَوْلُ مِنّ۪ي لَاَمْلَـَٔنَّ جَهَنَّمَ مِنَ الْجِنَّةِ وَالنَّاسِ اَجْمَع۪ينَ • Ve lev şi'na le ateyna kulle nefsin hudaha ve lakin hakkal kavlu minni le emleenne cehenneme minel cinneti ven nasi ecmain. • Meal: Eğer dileseydik, herkese elbette hidayetini verirdik.[1] Fakat Ben'den söz[2] hak oldu: "Cehennem'i tamamen cinn ve insanlardan dolduracağım[3]." • Dipnot 1: Herkesin yaptığının karşılığını göreceğine ve insanları yoldan saptıracağına dair ant içen şeytana (38: • Dipnot 2: Herkesi doğru yolu seçme mecburiyetinde bırakırdık. Ancak herkesi dilediği şeyi seçme konusunda serbest bıraktık. İnsanların, seçimlerinde özgür irade sahibi kılındıklarına dair Kur'an'da onlarca ayet var ( örneğin: 18:29). • Dipnot 3: Cehennem'in tamamını; şeytana uyan, doğru yoldan sapan, bilinen bildiğiniz bilmediğiniz ne kadar gerçeği yalanlayan nankör varsa, onlarla dolduracağım. Cinn kelimesi, ontolojik varlık olan cinn değil, bilmediğiniz, tanımadığınız her kim varsa anlamındadır (Bkz. 7:38. ayetin dipnotu). Bir sonraki ayete bakılırsa, bu ayetle kastedilen şey açıklanmaktadır. • Dipnot 4: 78) verdiğim cevapta da belirttiğim gibi, "şeytana uyanların Cehennem'e gireceği ile ilgili" yaptığım uyarı gerçekleşti. • Kelime kelime: وَلَوْ velev ve şayet · شِئْنَا şi'na dileseydik · لَـَٔاتَيْنَا lateyna verirdik · كُلَّ kulle her · نَفْسٍ nefsin nefse · هُدَىٰهَا hudaha hidayetini · وَلَـٰكِنْ velakin fakat · حَقَّ hakka hak oldu · ٱلْقَوْلُ l-kavlu söz · مِنِّى minni benden · لَأَمْلَأَنَّ leemleenne mutlaka dolduracağım · جَهَنَّمَ cehenneme cehennemi · مِنَ mine bir kısmiyle · ٱلْجِنَّةِ l-cinneti cinlerden · وَٱلنَّاسِ ve nnasi ve insanlardan · أَجْمَعِينَ ecmeiyne tamamen • شيا ($yA) kökü: irade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\"… • اتي (Aty) kökü: Gelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak… • كلل (kll) kökü: 1. Tüm, bütün, tamlık, bütünlük 2. babasını ve çocuğunu kaybetmek, doğrudan mirasçısı bulunmamak, bitkin düşmek, yorgun, zayıf olmak; sadece uzak ilişkileri bulunmak Türkçe’ye girmiş türevler : küllî, külli yevmin… • نفس (nfs) kökü: nefs, öz, benlik, kişilik, yüksek derecede değer verildi, değerli ve istenen, çekicilik gören, sevilen veya saygı değer bulunan • هدي (hdy) kökü: Yol göstermek/yönlendirmek, doğru yolu takip etmek/tutmak, doğru yola yönlendirilmiş/hidayete ermiş, bir yol/gidiş/metot/davranış tarzı/tutum. Hediye. • حقق (Hqq) kökü: Adaletin, bilgeliğin, gerçeğin, doğrunun veya gerçekliğin gerekliliklerine uygun olmak, adil/uygun/doğru/yerinde olmak, özgün/hakiki/sağlam/geçerli/esaslı/gerçek olmak, ayrıca… • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • ملا (mlA) kökü: Doldurmak, tatmin etmek, yardım etmek. Gençliğin özsuyu veya canlılığı bir kişide daha dolu bir şekilde ortaya çıktı. Tatmin etmek/doymak. Yardım etmek, desteklemek, bir şeyi yapmak için uyum sağlamak. Toplantı. En üst… • جنن (jnn) kökü: örtülü/gizli/kapalı/saklı/korumalı (örn. kumaş, zırh, mezar, kalkan), görünmez, karanlık/ele geçirilmiş olmak, gece karanlığı, akıldan yoksun, deli/çılgın/aklı başında olmayan, karışıklık/şaşkınlık • نوس (nws) kökü: sallamak, durmak, hareket etmek, fırlatmak. İnsanlık, insanlar, diğerleri, erkekler. • جمع (jmE) kökü: Toplamak veya bir araya getirmek, birleştirmek, toplanmak veya bir araya gelmek, birleşmek veya bağlanmak veya bağlantı kurmak, birlik durumuna getirmek, uzlaştırmak veya barıştırmak, bir şey giymek [giysi]… • Secde suresi 30 ayettir; bu 13. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).