Artık bugün birbirinize ne yarar ne de zarar vermeye gücünüz yeter. Zulmedenlere: "Yalanlamış olduğunuz ateşin azabını tadın." diyeceğiz.
Sebe 34:42فَالْيَوْمَ لَا يَمْلِكُ بَعْضُكُمْ لِبَعْضٍ نَفْعاً وَلَا ضَراًّۜ وَنَقُولُ لِلَّذ۪ينَ ظَلَمُوا ذُوقُوا عَذَابَ النَّارِ الَّت۪ي كُنْتُمْ بِهَا تُكَذِّبُونَ • Fel yevme la yemliku ba'dukum li ba'dın nef'an ve la darra, ve nekulu lillezine zalemu zuku azaben narilleti kuntum biha tukezzibun. • Meal: Artık bugün birbirinize ne yarar ne de zarar vermeye gücünüz yeter. Zulmedenlere: "Yalanlamış olduğunuz ateşin azabını tadın." diyeceğiz. • Kelime kelime: فَٱلْيَوْمَ felyevme o gün · لَا la · يَمْلِكُ yemliku gücü yetmez · بَعْضُكُمْ bea'dukum birinizin · لِبَعْضٍۢ libea'din diğerine · نَّفْعًۭا nef'an bir fayda vermeye · وَلَا ve la ve (yetmez) · ضَرًّۭا derran zarar vermeğe · وَنَقُولُ ve nekulu biz deriz · لِلَّذِينَ lillezine kimselere · ظَلَمُوا۟ zelemu zulmeden(lere) · ذُوقُوا۟ zuku tadın · عَذَابَ azabe azabını · ٱلنَّارِ n-nari ateş · ٱلَّتِى lleti · كُنتُم kuntum olduğunuz · بِهَا biha onu · تُكَذِّبُونَ tukezzibune yalanlamakta • يوم (ywm) kökü: Gün, dönem, periyot, zaman, bugün, bu / şu gün, çağ/zaman periyodu, güneşin belli bir noktaya kadar yükseliş süreci, kaza veya olay.. Türkçe’ye girmiş türevler : yevm, eyyam, eyyamcı, yevmiye, yevmiyeci • ملك (mlk) kökü: Hükmetmek/emretmek/saltanat sürmek, muktedir olmak/yapabilmek, kontrol etmek, güç/yetki/otorite, kral/hükümdar, krallık/hükümdarlık. • بعض (bED) kökü: bir kısım, bazı, parça, birkaç, bir miktar, biraz • نفع (nfE) kökü: Fayda sağlamak, iyilik yapmak, faydalı olmak, yararlı olmak. • ضرر (Drr) kökü: Zarar vermek/incitmek/yaralamak/acı çektirmek, rahatsızlık vermek, sinir etmek, kötülük, zorluk, kıtlık, zamanın değişkenliği, hastalık/ölüm, kayıp/sıkıntı/zorluk, zorlamak, zorla sürmek, zorunluluktan hareket etmek • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • ظلم (Zlm) kökü: karanlık, zulüm, haksızlık, adaletsizlik, hak gaspı, haksız yere birini sıkıntıya sokmak • ذوق (pwq) kökü: Tadmak, tatmak, tat, zevk, hoşa giden şey, beğeni, damak tadı, keyif, hoşlanmak, zevk almak, haz duymak, estetik duygu • عذب (Epb) kökü: cezalandırma, azarlamak, ceza, işkence, acı, eziyet, sıkıntı, ağır ceza, kaçınmak/vazgeçmek, bir haktan vazgeçmek, feragat etmek, çıkmak, engel olmak zorluk çıkarmak. Bir şey inkar etmek, biri tarafından konulan engel… • نور (nwr) kökü: ateş, alev, sıcaklık, savaş, ışık, parıldamak, parlak ışık saçmak, tahrik etmek, sinirlendirmek veya savaşa kışkırtmak • كون (kwn) kökü: Olmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri… • كذب (kpb) kökü: Yalan söylemek, gerçek olmayan şeyleri söylemek, uydurma bir yalan söylemek, bir yalan ileri sürmek, bir yalan anlatmak, bir yalan söylemek, yanlış olmak, kesilmek, aldatmak, beklentileri boşa çıkarmak. • Sebe suresi 54 ayettir; bu 42. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).