Yeryüzünde büyüklendiler ve kötü planlar yaptılar. Oysa kötü planlar, sahibinden başkasını kuşatmaz. Öyleyse onlar, öncekilerin sünnetinden başkasını mı gözlüyorlar? Halbuki Allah'ın sünnetinde asla bir değişiklik bulamazsın. Allah'ın sünnetinde asla bir sapma bulamazsın.
Fatır 35:43اِسْتِكْبَاراً فِي الْاَرْضِ وَمَكْرَ السَّيِّئِۜ وَلَا يَح۪يقُ الْمَكْرُ السَّيِّئُ اِلَّا بِاَهْلِه۪ۜ فَهَلْ يَنْظُرُونَ اِلَّا سُنَّتَ الْاَوَّل۪ينَۚ فَلَنْ تَجِدَ لِسُنَّتِ اللّٰهِ تَبْد۪يلاًۚ وَلَنْ تَجِدَ لِسُنَّتِ اللّٰهِ تَحْو۪يلاً • İstikbaren fil ardı ve mekres seyyii, ve la yahikul mekrus seyyiu illa bi ehlih, fe hel yenzurune illa sunnetel evvelin, fe len tecide li sunnetillahi tebdila, ve len tecide li sunnetillahi tahvila. • Meal: Yeryüzünde büyüklendiler ve kötü planlar yaptılar. Oysa kötü planlar, sahibinden başkasını kuşatmaz. Öyleyse onlar, öncekilerin sünnetinden[1] başkasını mı gözlüyorlar? Halbuki Allah'ın sünnetinde[2] asla bir değişiklik bulamazsın. Allah'ın sünnetinde asla bir sapma bulamazsın. • Dipnot 1: Öncekilerin başına gelenler. • Dipnot 2: Allah'ın yasalarının işleyişinde. • Kelime kelime: ٱسْتِكْبَارًۭا istikbaran büyüklük taslama(larını) · فِى fi · ٱلْأَرْضِ l-erdi yeryüzünde · وَمَكْرَ ve mekra ve tuzak(lar) kurma(larını artırdı) · ٱلسَّيِّئِ ۚ s-seyyii kötü · وَلَا vela oysa · يَحِيقُ yehiku dolanmaz · ٱلْمَكْرُ l-mekru tuzak · ٱلسَّيِّئُ s-seyyiu kötü · إِلَّا illa başkasına · بِأَهْلِهِۦ ۚ biehlihi sahibi(nden) · فَهَلْ fehel -mı? · يَنظُرُونَ yenzurune bekliyorlar · إِلَّا illa başkasını- · سُنَّتَ sunnete yasasından · ٱلْأَوَّلِينَ ۚ l-evveline öncekilerin · فَلَن felen halbuki · تَجِدَ tecide bulamazsın · لِسُنَّتِ lisunneti yasasında · ٱللَّهِ llahi Allah'ın · تَبْدِيلًۭا ۖ tebdilen bir değişme · وَلَن velen ve · تَجِدَ tecide bulamazsın · لِسُنَّتِ lisunneti yasasında · ٱللَّهِ llahi Allah'ın · تَحْوِيلًا tehvilen bir sapma • كبر (kbr) kökü: Sert olmak, büyümek, büyük/geniş/iri olmak, ergenliğe ulaşmak, saygınlık veya rütbece yükselmek, bir şeyi büyütmek, büyüklük konusunda biriyle rekabet etmek/çekişmek, kendini yüceltmek, gururlu/kibirli/küstah davranmak… • ارض (ArD) kökü: yer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin… • مكر (mkr) kökü: Aldatmak, hile veya dolambaçlı yol kullanmak, kaçamak yapmak veya sakınmak, komplo kurmak, kurnazlık veya hüner kullanmak, politika izlemek, strateji uygulamak. • سوا (swA) kökü: eşit, düz, beraber, denk, aynı, birlikte, eşit olmak, düzleşmek • حيق (Hyq) kökü: Geri çekilmek, çevrelemek ve tutmak, kuşatmak, etrafını sarmak, inmek, bunaltmak, sarmak, kaçınılmaz olmak, bir kişi veya şeyi köşeye sıkıştırmak (sadece kötü durumlar için kullanılır), birinin başına gelmek, birine… • اهل (Ahl) kökü: sahip/insanlar/halk, okuyan/ezberleyen kişi, yönetici/sahip, ev halkı/aile/evde yaşayanlar • نظر (nZr) kökü: görmek, bakmak, göz atmak, gözlemlemek, seyretmek, düşünmek, değerlendirmek, dinlemek, sabırlı olmak, beklemek, tefekkür etmek, mühlet vermek, ertelemek, incelemek, nezaket göstermek, araştırmak, derinlemesine bakmak… • سنن (snn) kökü: Yol, metot, kural, davranış biçimi, adet, tarz, gelenek, görenek, kalıp, gidişat, alışkanlık • اول (Awl) kökü: ilk, birinci, önce, evvel, baş, önceki, ön, başlangıç • وجد (wjd) kökü: kaybolan bir şeyi bulmak, algılamak, elde etmek, herhangi bir kişiyi veya şeyi (şöyle veya böyle) bulmak • بدل (bdl) kökü: Değiştirme/başkalaştırma -> ilaveli veya ilavesiz, yerine koyma/değiş tokuş etme. • حول (Hwl) kökü: Değişmek, araya girmek, yanından geçmek için. Dönüştürülmüş veya değiştirilmiş olmak, bir şeyden başka bir şeye dönmek veya dönüşmek, aktarılmak veya taşınmak, hareket etmek veya kaldırmak, eğri veya düzgün olmamak… • Fatır suresi 45 ayettir; bu 43. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).