Mele-i A'la'ya kulak verip dinleyemezler; her taraftan kovulurlar.
Saffat 37:8لَا يَسَّمَّعُونَ اِلَى الْمَلَأِ الْاَعْلٰى وَيُقْذَفُونَ مِنْ كُلِّ جَانِبٍۗ • La yessemmeune ilel meleil a'la ve yukzefune minkulli canib. • Meal: Mele-i A'la'ya[1] kulak verip dinleyemezler; her taraftan kovulurlar. • Dipnot 1: Her şeyi açıklayan, bilgi ile dopdolu olan yüce vahiy. Kur'an ayetleri. Sözlük anlamı "yüce dolu, yüce depo" demek olan Mele-i A'la ile kastedilen şey vahiydir, Kur'an ayetleridir. • Kelime kelime: لَّا la · يَسَّمَّعُونَ yessemmeune dinleyemezler · إِلَى ila · ٱلْمَلَإِ l-melei melekleri · ٱلْأَعْلَىٰ l-ea'la yüce · وَيُقْذَفُونَ veyukzefune ve taşlanırlar · مِن min · كُلِّ kulli her · جَانِبٍۢ canibin yandan • سمع (smE) kökü: duymak, işitmek, kulak vermek, işitme gücü, ses duyma, fark etme, dinlemek, anlamak • ملا (mlA) kökü: Doldurmak, tatmin etmek, yardım etmek. Gençliğin özsuyu veya canlılığı bir kişide daha dolu bir şekilde ortaya çıktı. Tatmin etmek/doymak. Yardım etmek, desteklemek, bir şeyi yapmak için uyum sağlamak. Toplantı. En üst… • علو (Elw) kökü: Yüksek olmak, yükseltilmiş olmak, yüce olmak, yüceltilmek, yükselmek, üstesinden gelmek, gururlu olmak, üstünde olmak, yukarı çıkmak, yükselmek, rütbe veya onurda yükselmek, kaldırmak, yukarı almak, binmek, üstüne çıkmak • قذف (qpf) kökü: Fırlatmak, atmak, ilham vermek, incitmek, ortadan kaldırmak, atmak, daldırmak, birisini (çirkin ve kötü eylemlerle) suçlamak, ateş etmek, (ok gibi) fırlatmak • كلل (kll) kökü: 1. Tüm, bütün, tamlık, bütünlük 2. babasını ve çocuğunu kaybetmek, doğrudan mirasçısı bulunmamak, bitkin düşmek, yorgun, zayıf olmak; sadece uzak ilişkileri bulunmak Türkçe’ye girmiş türevler : küllî, külli yevmin… • جنب (jnb) kökü: Yan taraf, uzak durmak, kenara çekilmek, kaçınmak, sakınmak, yanında olmak, beraber olmak, yabancı olmak, cünüp olmak, uzaklaştırmak • Saffat suresi 182 ayettir; bu 8. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).