Onların dediklerine sabret, güçlerin sahibi kulumuz Davud'u düşün. O, her durumda Allah'a yönelirdi.
Sad 38:17اِصْبِرْ عَلٰى مَا يَقُولُونَ وَاذْكُرْ عَبْدَنَا دَاوُ۫دَ ذَا الْاَيْدِۚ اِنَّـهُٓ اَوَّابٌ • Isbır ala ma yekulune vezkur abdena davude zel eyd, innehu evvab. • Meal: Onların dediklerine sabret, güçlerin sahibi kulumuz Davud'u düşün. O, her durumda Allah'a yönelirdi. • Kelime kelime: ٱصْبِرْ isbir sabret · عَلَىٰ ala · مَا ma şeylere · يَقُولُونَ yekulune onların dedikleri · وَٱذْكُرْ vezkur ve an · عَبْدَنَا abdena kulumuz · دَاوُۥدَ davude Davud'u · ذَا za sahibi · ٱلْأَيْدِ ۖ l-eydi güç · إِنَّهُۥٓ innehu çünkü o · أَوَّابٌ evvabun (bize) çok başvururdu • صبر (Sbr) kökü: direnmek, dayanmak, bağlamak, sabırlı veya kararlı olmak, sabırla dayanmak, mantık ve emirlere kararlılıkla bağlı kalmak, mantık ve yasaların yasakladığı şeylerden kendini alıkoymak, üzüntü, huzursuzluk ve sabırsızlığı… • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • ذكر (pkr) kökü: hatırlamak/anmak/hatırlatmak, ezberlemek için çalışmak, hatırlatmak, akılda tutmak, düşünceli/özenli olmak, bahsetmek/anlatmak/aktarmak, yüceltmek/övmek, uyarmak/ikaz etmek (örn. dhikra 2. çekimdir ve dhikr'den daha… • عبد (Ebd) kökü: hizmet etmek, ibadet etmek, tapmak, bir şey etkisini kabul etmek, teslimiyetle veya tevazu ile itaat etmek, onaylamak, uygulamak, adamak, itaat etmek, köle, kontrol altına almak, bir araya getirmek, esir etmek • ايد (Ayd) kökü: El, kol, güç, kuvvet, kudret, yardım, destek, arka çıkma, malik olma • اوب (Awb) kökü: Geri dönmek, tövbe etmek, (yıldızların) batması, tekrarlamak, (itaatsizlikten itaate) dönmek, yankılanmak, geceleyin konaklamak. • Sad suresi 88 ayettir; bu 17. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).