Akıl Kuran (akilkuran.com)

Sad Suresi 32. Ayet Meali

"Doğrusu ben Rabb'imin öğüdünden dolayı hayra muhabbeti sevdim." dedi. Derken gözden kayboldular.

Sad 38:32 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. "Doğrusu ben Rabb'imin öğüdünden dolayı hayra muhabbeti sevdim." dedi.
Sad 38:32
فَقَالَ اِنّ۪ٓي اَحْبَبْتُ حُبَّ الْخَيْرِ عَنْ ذِكْرِ رَبّ۪يۚ حَتّٰى تَوَارَتْ بِالْحِجَابِ۠ • Fe kale inni ahbebtu hubbel hayri an zikri rabbi, hatta tevaret bil hıcab. • Meal: "Doğrusu ben Rabb'imin öğüdünden dolayı hayra muhabbeti sevdim.[1]" dedi. Derken gözden kayboldular.[2] • Dipnot 1: Atlar. • Dipnot 2: Hayırlı olan şeyler, bana Rabb'imi hatırlattığı için sevdim. • Kelime kelime: فَقَالَ fe kale dedi · إِنِّىٓ inni muhakkak ben · أَحْبَبْتُ ehbebtu tercih ettim · حُبَّ hubbe sevgisini · ٱلْخَيْرِ l-hayri mal · عَن an -tan (ötürü) · ذِكْرِ zikri anmak- · رَبِّى rabbi Rabbimi · حَتَّىٰ hatta nihayet · تَوَارَتْ tevarat (atlar) gizlendi · بِٱلْحِجَابِ bil-hicabi perde ile • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • حبب (Hbb) kökü: Sevilmek/sevilen olmak, etkilenmek/hoşlanılmak/onaylanmak, sevgi objesi olmak, sevimli/hoş/çekici olmak, bir şeyden zevk almak, hareketsiz durmak veya duraklamak, yorgun/bitkin olmak, bir şeyi başka bir şeye… • خير (xyr) kökü: İyi olmak, iyilik yapmak, seçenek vermek (ve seçenek verilmek), bir şeyi veya kişiyi diğerine tercih etmek, tercih edilen/telaffuz edilen/seçilen, iyilikte birbirini geçmeye çalışmak, güzellik ve mizaçta mükemmel olmak… • ذكر (pkr) kökü: hatırlamak/anmak/hatırlatmak, ezberlemek için çalışmak, hatırlatmak, akılda tutmak, düşünceli/özenli olmak, bahsetmek/anlatmak/aktarmak, yüceltmek/övmek, uyarmak/ikaz etmek (örn. dhikra 2. çekimdir ve dhikr'den daha… • ربب (rbb) kökü: Usta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren… • وري (wry) kökü: Ateş yakmak/üretmek, dolaylı/belirsiz şekilde ima etmek, bir şeyi kastederken başka bir şeyi kastetmiş gibi yapmak, saklamak/gizlemek/örtmek, gizleyen/örten bir şeyin arkasında, yardımcı/takipçi. • حجب (Hjb) kökü: Engelleme/önleme/engelleyen/gizleyen/örten/koruyan/araya giren, saklamak, soyutlamak, bir şeyi örtmek/gizlemek/saklamak/gizlemek, iki şey arasına girmek. • Sad suresi 88 ayettir; bu 32. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).