Akıl Kuran (akilkuran.com)

Sad Suresi 61. Ayet Meali

"Rabb'imiz! Buna kim sebep olduysa onun ateşteki azabını kat kat arttır!" dediler.

Sad 38:61 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. "Rabb'imiz!
Sad 38:61
قَالُوا رَبَّنَا مَنْ قَدَّمَ لَنَا هٰذَا فَزِدْهُ عَذَاباً ضِعْفاً فِي النَّارِ • Kalu rabbena men kaddeme lena haza fe zidhu azaben dı'fen fin nar. • Meal: "Rabb'imiz! Buna kim sebep olduysa onun ateşteki azabını kat kat arttır!" dediler. • Kelime kelime: قَالُوا۟ kalu dediler · رَبَّنَا rabbena Rabbimiz · مَن men kim · قَدَّمَ kaddeme önümüze getirdiyse · لَنَا lena bizim · هَـٰذَا haza bunu · فَزِدْهُ fezidhu onun artır · عَذَابًۭا azaben azabını · ضِعْفًۭا dia'fen bir kat daha · فِى fi · ٱلنَّارِ n-nari ateşteki • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • ربب (rbb) kökü: Usta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren… • قدم (qdm) kökü: Öne geçmek, ileri gelmek, bir topluluğa liderlik etmek. Qadima - gelmek, dönmek, geri dönmek, yönelmek, ilerlemek, üzerine gitmek, kendini vermek. Qadamun - liyakat, rütbe, öncelik, insan ayağı, ayak basma, temel… • زيد (zyd) kökü: arttırılmış, aşmış, gereksiz/fazladan kalmış, kalıntı, ilave, abartılmış, ek, fazla • عذب (Epb) kökü: cezalandırma, azarlamak, ceza, işkence, acı, eziyet, sıkıntı, ağır ceza, kaçınmak/vazgeçmek, bir haktan vazgeçmek, feragat etmek, çıkmak, engel olmak zorluk çıkarmak. Bir şey inkar etmek, biri tarafından konulan engel… • ضعف (DEf) kökü: Zayıf/güçsüz/hasta olmak. Bir kişiyi zayıf düşünmek, saymak, davranmak veya görmek. Aşmak, iki kat, çok katlı, ikiye katlamak, üçe katlamak, çoklu kelimeler. Benzer, eşit miktar veya bir o kadar daha. • نور (nwr) kökü: ateş, alev, sıcaklık, savaş, ışık, parıldamak, parlak ışık saçmak, tahrik etmek, sinirlendirmek veya savaşa kışkırtmak • Sad suresi 88 ayettir; bu 61. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).