Akıl Kuran (akilkuran.com)

Zümer Suresi 9. Ayet Meali

Gece saatlerinde secde ederek, kıyam durarak itaatkar olan, ahireti hesaba katan ve Rabb'inin rahmetini uman kimse, bu nankörlerle bir tutulur mu hiç? De ki: "Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?" Kesinlikle yalnızca temiz akıl sahipleri öğüt alırlar.

Zümer 39:9 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Gece saatlerinde secde ederek, kıyam durarak itaatkar olan, ahireti hesaba katan ve Rabb'inin rahmetini uma…
Zümer 39:9
اَمَّنْ هُوَ قَانِتٌ اٰنَٓاءَ الَّيْلِ سَاجِداً وَقَٓائِماً يَحْذَرُ الْاٰخِرَةَ وَيَرْجُوا رَحْمَةَ رَبِّه۪ۜ قُلْ هَلْ يَسْتَوِي الَّذ۪ينَ يَعْلَمُونَ وَالَّذ۪ينَ لَا يَعْلَمُونَۜ اِنَّمَا يَتَذَكَّرُ اُو۬لُوا الْاَلْبَابِ۟ • Em men huve kanitun anael leyli saciden ve kaimen yahzerul ahırete ve yercu rahmete rabbih, kul hel yestevillezine ya'lemune vellezine la ya'lemun, innema yetezekkeru ulul elbab. • Meal: Gece saatlerinde secde ederek, kıyam durarak itaatkar olan, ahireti hesaba katan ve Rabb'inin rahmetini uman kimse, bu nankörlerle bir tutulur mu hiç? De ki: "Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu[1]?" Kesinlikle yalnızca temiz akıl sahipleri öğüt alırlar. • Dipnot 1: "Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?" sorusundaki "Bilenler" ile kast edilen; hadis, tefsir, siyer, fıkıh türü bilgiler değildir." "Bilen" ile neyin kast edildiğine ilişkin örnek bir ayet: "Bilen" bir halk için, ayetleri detaylandırılmış, Arapça okunan bir kitaptır 41:3." Bilenler ile kast edilen şey: Düşünenler, akledenler, gerçeği idrak etmiş olanlar, vahyin gerçekliğine iman edenler, Allah'ı, vahyi ve hakikati idrak eden, kavrayan ve anlamış olanlardır. Yine, Allah'ın, nasıl bir Allah olduğunu, Allah'ın yüceliğini, üstünlüğünü, gücünü, her şeyi bildiğini ve her şeyin yaratıcısı ve Rabb'i olduğunu idrak edenlerdir. Kesin, doğru ve gerçek iman kaynağının yalnızca vahiy olduğuna inananlardır. Keza, "bilmek" ile kast edilen şey, ilim sahibi olmak değil, tevhidi bilince sahip olarak; gerçeği görmenin, bilmenin ve kavramanın bilincinde olmaktır. Bu nedenle, Kur'an'da yer alan her alim kelimesine "bilgin/bilen", ilim kelimesine de "bilgi/ilim" anlamı vermek kesinlikle doğru değildir. Din adamları sınıfının en çok istismar ettikleri ve kendilerine paye çıkardıkları Kur'an'daki alim kelimesinin hadis, tefsir, fıkıh, siyer vb. bilgileri bilmekle hiçbir ilgisi yoktur. Kur'an'da yer alan "ilim ve alim" kelimeleri genellikle anlama, kavrama, idrak etme, ayırdına varma "bilgisidir." • Kelime kelime: أَمَّنْ emmen yoksa gibi midir? · هُوَ huve o · قَـٰنِتٌ kanitun ibadet eden · ءَانَآءَ ana'e sa'atlerinde · ٱلَّيْلِ l-leyli gece · سَاجِدًۭا saciden secde ederek · وَقَآئِمًۭا ve kaimen ve ayakta durarak · يَحْذَرُ yehzeru korkan · ٱلْـَٔاخِرَةَ l-ahirate ahiretten · وَيَرْجُوا۟ ve yercu ve uman · رَحْمَةَ rahmete rahmetini · رَبِّهِۦ ۗ rabbihi Rabbinin · قُلْ kul de ki · هَلْ hel -midir? · يَسْتَوِى yestevi eşit- · ٱلَّذِينَ ellezine kimselerle · يَعْلَمُونَ yea'lemune bilen(lerle) · وَٱلَّذِينَ vellezine ve kimseler · لَا la · يَعْلَمُونَ ۗ yea'lemune bilmeyen(ler) · إِنَّمَا innema doğrusu ancak · يَتَذَكَّرُ yetezekkeru öğüt alır · أُو۟لُوا۟ ulu sahipleri · ٱلْأَلْبَـٰبِ l-elbabi sağduyu • قنت (qnt) kökü: Dindar, itaatkar olmak, tüm tevazu ile tam ve yürekten uzun süre duada durmak. Qanitun - tam, yürekten ve tüm tevazu ile dindar ve itaatkar olan kişi. • اني (Any) kökü: Zamanı geldi; veya öyleydi, veya oldu, veya yaklaştı; O (bir şey) zamanının gerisinde veya sonrasındaydı; o veya o (bir insan) geride, geriye doğru veya geç kaldı; o gecikti veya geri durdu. Onu erteledi, öteledi… • ليل (lyl) kökü: Gece, karanlık, akşam karanlığı, ışıksız zaman dilimi, gece karanlığı, geceleyin • سجد (sjd) kökü: Secde etmek, boyun eğmek, itaat etmek, saygıyla eğilmek • قوم (qwm) kökü: Kıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk… • حذر (Hpr) kökü: Sakınmak, dikkat etmek, ihtiyatlı/tedbirli/uyanık olmak, özen göstermek, üstünde durmak, hazırlıklı olmak, korkmak veya korkuda olmak, öfkelenmek ve kendini zarara hazırlamak, bir araya toplanmak, kudurtulmak. • اخر (Axr) kökü: geri çekilmek, gerilemek/geri dönmek/çekilmek, ertelemek/geciktirmek/ertelemek/ertelemek, son/arka kısım • رجو (rjw) kökü: Ummak/beklemek, mutluluk sebebi olacak bir olayın gerçekleşmesini gerektiren bir görüş; halihazırda gerçekleşmiş bir olaydan avantaj elde etme beklentisi, beklemede tutmak, ertelemek, kenara koymak, tehir… • رحم (rHm) kökü: merhamet etmek, şefkat göstermek, severek ve acıyarak korumak. Yufka yürekli olmak, acımak, birinin üzüntüsüne ortak olmak. Acınacak durumda bulunan kimseye yönelik yufka yüreklilik ve şefkat. Lütufta bulunma. • ربب (rbb) kökü: Usta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren… • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • سوي (swy) kökü: düzeltmek, eşitlemek, düzenlemek, şekil vermek, uyum sağlamak, düz hale getirmek, dengelemek, aynı yapmak, eşit olmak, dengeli olmak. Türkçe'ye geçen türevler: istiva, masiva, müsavat (müsavi), seyyanen, tesviye, seviye • علم (Elm) kökü: İşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim… • ذكر (pkr) kökü: hatırlamak/anmak/hatırlatmak, ezberlemek için çalışmak, hatırlatmak, akılda tutmak, düşünceli/özenli olmak, bahsetmek/anlatmak/aktarmak, yüceltmek/övmek, uyarmak/ikaz etmek (örn. dhikra 2. çekimdir ve dhikr'den daha… • اول (Awl) kökü: ilk, birinci, önce, evvel, baş, önceki, ön, başlangıç • لبب (lbb) kökü: Keskin bir zekaya sahip olmak, iyi kalpli olmak, şefkatli/sevecen/merhametli olmak, sadık kalmak ve bunu sürdürmek, uzman/becerikli olmak, kavrayışlı olmak, anlayış/zeka sahibi olmak, akıl. • Zümer suresi 75 ayettir; bu 9. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).