Yoksa onlar, Allah'ın kendi lütfundan insanlara bağışladığı şeyleri mi kıskanıyor? İbrahim Soyu'na da Kitap'ı ve Hikmeti bağışladık ve onlara büyük bir mülk verdik.
Nisa 4:54اَمْ يَحْسُدُونَ النَّاسَ عَلٰى مَٓا اٰتٰيهُمُ اللّٰهُ مِنْ فَضْلِه۪ۚ فَقَدْ اٰتَيْنَٓا اٰلَ اِبْرٰه۪يمَ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ وَاٰتَيْنَاهُمْ مُلْكاً عَظ۪يماً • Em yahsudunen nase ala ma atahumullahu min fadlıhi, fe kad ateyna ale ibrahimel kitabe vel hikmete ve ateynahum mulken azima. • Meal: Yoksa onlar, Allah'ın kendi lütfundan insanlara bağışladığı şeyleri mi kıskanıyor? İbrahim Soyu'na da Kitap'ı ve Hikmeti[1] bağışladık ve onlara büyük bir mülk[2] verdik. • Dipnot 1: Egemenlik, yönetim erki, sahip olmak, güç, imkan. • Dipnot 2: Bkz. 3:81. ayetin dipnotu. • Kelime kelime: أَمْ em yoksa · يَحْسُدُونَ yehsudune kıskanıyorlar mı · ٱلنَّاسَ n-nase insanlara · عَلَىٰ ala yüzünden · مَآ ma şeyi (vahiyleri) · ءَاتَىٰهُمُ atahumu verdiği · ٱللَّهُ llahu Allah'ın · مِن min -ndan · فَضْلِهِۦ ۖ fedlihi lutfu- · فَقَدْ fekad oysa · ءَاتَيْنَآ ateyna biz verdik · ءَالَ ale soyuna · إِبْرَٰهِيمَ ibrahime İbrahim · ٱلْكِتَـٰبَ l-kitabe Kitabı · وَٱلْحِكْمَةَ velhikmete ve hikmeti · وَءَاتَيْنَـٰهُم ve ateynahum ve onlara verdik · مُّلْكًا mulken bir mülk · عَظِيمًۭا azimen büyük • حسد (Hsd) kökü: Kıskanmak, çekememek, bir kişinin bir şeye sahip olmasından hoşlanmamak (ve ondan ayrılıp kendisine geçmesini dilemek), bir kişinin bir şeyden mahrum kalmasını dilemek. • نوس (nws) kökü: sallamak, durmak, hareket etmek, fırlatmak. İnsanlık, insanlar, diğerleri, erkekler. • اتي (Aty) kökü: Gelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak… • فضل (fDl) kökü: üstün olmak, seçkin olmak, aşmak, üstün, kazanmak/hediye, fayda/nimet/iyilik/lütuf bahşetmek • اول (Awl) kökü: ilk, birinci, önce, evvel, baş, önceki, ön, başlangıç • كتب (ktb) kökü: yazmak, dikte ettirmek, emretmek/tayin etmek/buyurmak, hüküm vermek/karar çıkarmak, bir araya getirmek, toplamak, birleştirmek/bağlamak, dikmek, yazılı (kanun gibi), yazı biçimi/şekli, kitap, kitapçı, yazılan şey… • حكم (Hkm) kökü: Engellemek, yetki kullanmak, emir vermek, hüküm vermek, yargılamak, bilge olmak. Bir kişiyi kötü veya yozlaşmış bir şekilde davranmaktan alıkoymak/engellemek/men etmek, yargılamak veya hüküm vermek, karar vermek, adli… • ملك (mlk) kökü: Hükmetmek/emretmek/saltanat sürmek, muktedir olmak/yapabilmek, kontrol etmek, güç/yetki/otorite, kral/hükümdar, krallık/hükümdarlık. • عظم (EZm) kökü: büyük, önemli, büyük, dikkate almak, onur, muazzam, görkemli, önemli bir kişi, Her Şeye Kadir, Her Şeye Kadir, elim, cömert/bol, büyütmek/artırmak. hayretler uyandırmak - büyük hale getirmek • Nisa suresi 176 ayettir; bu 54. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).