Kim Allah'a ve Resul'e itaat ederse, işte onlar, Allah'ın kendilerine nimet verdiği, Nebiler, sıddıklar, şahitler ve salihlerle beraberdirler. Onlar ne iyi arkadaştırlar!
Nisa 4:69وَمَنْ يُطِـعِ اللّٰهَ وَالرَّسُولَ فَاُو۬لٰٓئِكَ مَعَ الَّذ۪ينَ اَنْعَمَ اللّٰهُ عَلَيْهِمْ مِنَ النَّبِيّ۪نَ وَالصِّدّ۪يق۪ينَ وَالشُّهَدَٓاءِ وَالصَّالِح۪ينَۚ وَحَسُنَ اُو۬لٰٓئِكَ رَف۪يقاًۜ • Ve men yutiıllahe ver resule fe ulaike meallezine en'amellahu aleyhim minen nebiyyine ves sıddikine veş şuhedai ves salihin, ve hasune ulaike rafika. • Meal: Kim Allah'a ve Resul'e itaat ederse,[1] işte onlar, Allah'ın kendilerine nimet verdiği, Nebiler, sıddıklar[2], şahitler[3] ve salihlerle[4] beraberdirler. Onlar ne iyi arkadaştırlar! • Dipnot 1: Bkz. 4:13. ayetin dipnotu. • Dipnot 2: Kötülükle mücadele eden, bozuk olan şeyi düzelten, iyileştiren, yapıcı olan, iyiye yönlendiren. • Dipnot 3: Her zaman doğruyu söyleyenler, özü sözü doğru olanlar. • Dipnot 4: Gerçeğe tanıklık edenler. Yaptıkları her işi, Allah'ın kendilerini gördüğünün bilinciyle yapanlar. • Kelime kelime: وَمَن ve men ve kim · يُطِعِ yutii ita'at ederse · ٱللَّهَ llahe Allah'a · وَٱلرَّسُولَ ve rrasule ve Elçi'ye · فَأُو۟لَـٰٓئِكَ feulaike işte onlar · مَعَ mea beraberdir · ٱلَّذِينَ ellezine kimselerle · أَنْعَمَ en'ame ni'metlendirdiği · ٱللَّهُ llahu Allah'ın · عَلَيْهِم aleyhim kendilerini · مِّنَ mine · ٱلنَّبِيِّـۧنَ n-nebiyyine nebilerle · وَٱلصِّدِّيقِينَ ve ssiddikine ve sıddiklarla · وَٱلشُّهَدَآءِ ve şşuheda'i ve şehidlerle · وَٱلصَّـٰلِحِينَ ۚ ve ssalihine ve Salihlerle · وَحَسُنَ ve hasune ve ne güzel · أُو۟لَـٰٓئِكَ ulaike onlar · رَفِيقًۭا rafikan arkadaştır • طوع (TwE) kökü: itaat etmek, izin vermek/onaylamak, itaat, gönüllü olarak yapmak, çaba göstererek bir eylem yapmak. yapabilmek - muktedir olmak, güce sahip olmak, yapabilir durumda olmak. • رسل (rsl) kökü: Bir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul… • نعم (nEm) kökü: Rahat bir hayat sürmek, hayatın konfor ve kolaylıklarından zevk almak, neşeli olmak, konforlar/zevkler, kolay/yumuşak/bol/hoş/iyi/gelişen olmak, iyice yoğurmak/pişirmek. in'aam - iyilik, bir kişiye yapılan iyilik/lütuf… • نبا (nbA) kökü: yüksek olmak, yüce olmak, yüceltilmek/yükseltilmek, bilgilendirmek/haberdar etmek, alçak sesle/tonda konuşmak, ağlamak, havlamak, peygamberlik armağanı, peygamber • صدق (Sdq) kökü: doğru olmak, gerçek, samimi olmak, gerçeği söylemek, başkasının söylediği şeyin doğruluğunu teyit etmek veya onaylamak, doğrulamak, sözünde durmak, bir sözü sadakatle yerine getirmek, yerine getirmek, doğru sözlü… • شهد ($hd) kökü: tanıklık etmek/bilgi vermek, görmek/şahit olmak, hazır bulunmak, kanıt/ifade vermek, şahitlik etmek. mushhad - hazır bulunma veya kanıt verme ya da dinleme zamanı veya yeri, buluşma yeri. mashhuud - şahit olunan şey. • صلح (SlH) kökü: doğru/iyi/dürüst/sağlam/erdemli olmak, uygun olmak. aslaha - bir şeyi düzeltmek, reform etmek, iyi yapmak. saalihaat - iyi işler, uygun ve uygun eylemler, düzeltmeye yönelik iş yapmak. aslaha (vb. 4) - bütün sağlam… • حسن (Hsn) kökü: Yakışıklı olmak, iyi olmak, iyi/güzel/hoş/memnun edici görünmek, mükemmel olmak, bir şeyi iyi veya güzel yapmak/kılmak, bir şeyi güzelleştirmek/süslemek/bezemek, iyilikte çabalamak veya rekabet etmek, iyi yapmak veya… • رفق (rfq) kökü: Faydalı olmak, hizmet etmek, omuzlardan bağlamak, nazik davranmak, birlikte olmak, yardım etmek, şefkatli olmak. Rafiq - arkadaş, dost, yoldaş, meslektaş, nazik. Mirfaq - dirsek, yastık, kolay düzenleme, fayda/avantaj… • Nisa suresi 176 ayettir; bu 69. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).