Akıl Kuran (akilkuran.com)

Nisa Suresi 89. Ayet Meali

Onlar, sizin kendileri gibi küfre dönmenizi isterler, ki onlar gibi olasınız. O halde, Allah yolunda hicret edinceye kadar onları evliya edinmeyin. Eğer yüz çevirirlerse onları yakalayın, bulduğunuz yerde öldürün. Onlardan hiç kimseyi veli de yardımcı da edinmeyin.

Nisa 4:89 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Onlar, sizin kendileri gibi küfre dönmenizi isterler, ki onlar gibi olasınız.
Nisa 4:89
وَدُّوا لَوْ تَكْفُرُونَ كَمَا كَفَرُوا فَتَكُونُونَ سَوَٓاءً فَلَا تَتَّخِذُوا مِنْهُمْ اَوْلِيَٓاءَ حَتّٰى يُهَاجِرُوا ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِۜ فَاِنْ تَوَلَّوْا فَخُذُوهُمْ وَاقْتُلُوهُمْ حَيْثُ وَجَدْتُمُوهُمْۖ وَلَا تَتَّخِذُوا مِنْهُمْ وَلِياًّ وَلَا نَص۪يراًۙ • Veddu lev tekfurune kema keferu fe tekunune sevaen fe la tettehızu minhum evliyae hatta yuhaciru fi sebilillah. Fe in tevellev fe huzuhum vaktuluhum haysu vecedtumuhum, ve la tettehızu minhum veliyyen ve la nasira. • Meal: Onlar, sizin kendileri gibi küfre dönmenizi isterler, ki onlar gibi olasınız. O halde, Allah yolunda hicret edinceye kadar onları evliya[1] edinmeyin. Eğer yüz çevirirlerse[2] onları yakalayın, bulduğunuz yerde öldürün.[3] Onlardan hiç kimseyi veli de yardımcı da edinmeyin. • Dipnot 1: Bkz. Bir sonraki ayet. • Dipnot 2: Eğer düşmanlığa yönelirlerse, size zarar vermek için fırsat kollarlarsa. "Fein tevellev": Çevirdi, döndürdü, yüz çevirdi, kaçtı, uzaklaştı, ayrıldı demektir. Size engel olmaya çalışırlarsa. • Dipnot 3: Bkz. 4:45. ayetin dipnotu. • Kelime kelime: وَدُّوا۟ veddu istediler · لَوْ lev keşke · تَكْفُرُونَ tekfurune siz de inkar etseniz · كَمَا kema gibi · كَفَرُوا۟ keferu kendilerin inkar ettiği · فَتَكُونُونَ fe tekunune ki onlarla olsanız · سَوَآءًۭ ۖ seva'en eşit · فَلَا fela · تَتَّخِذُوا۟ tettehizu o halde edinmeyin · مِنْهُمْ minhum onlardan · أَوْلِيَآءَ evliya'e dostlar · حَتَّىٰ hatta kadar · يُهَاجِرُوا۟ yuhaciru onlar göç edinceye · فِى fi · سَبِيلِ sebili yolunda · ٱللَّهِ ۚ llahi Allah · فَإِن fein eğer · تَوَلَّوْا۟ tevellev yüz çevirirlerse · فَخُذُوهُمْ fehuzuhum onları yakalayın · وَٱقْتُلُوهُمْ vektuluhum ve öldürün · حَيْثُ haysu nerede · وَجَدتُّمُوهُمْ ۖ vecedtumuhum bulursanız · وَلَا ve la · تَتَّخِذُوا۟ tettehizu ve tutmayın · مِنْهُمْ minhum onlardan · وَلِيًّۭا veliyyen (ne) bir dost · وَلَا ve la ne de · نَصِيرًا nesiran bir yardımcı • ودد (wdd) kökü: Sevmek, istemek, arzulamak, hoşlanmak, dilemek, özlemek • كفر (kfr) kökü: Gizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar… • كون (kwn) kökü: Olmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri… • سوي (swy) kökü: düzeltmek, eşitlemek, düzenlemek, şekil vermek, uyum sağlamak, düz hale getirmek, dengelemek, aynı yapmak, eşit olmak, dengeli olmak. Türkçe'ye geçen türevler: istiva, masiva, müsavat (müsavi), seyyanen, tesviye, seviye • اخذ (Axp) kökü: eline almak, almak/edinmek, türetilmek/çıkarılmak/kabul edilmek, kabul etmek, bir anlaşmayı kabul etmek, etkilenmek/etkilendirilmek, ezici etki, esir almak, üstünlük kazanmak/öldürmek/yok etmek, büyülemek/cezbetmek • ولي (wly) kökü: yakın olmak, yanında olmak, takip etmek, kadar olmak • هجر (hjr) kökü: Terk etmek/bırakmak/vazgeçmek/ayrılmak/reddetmek/çekilmek, kendini bir şeyden ayırmak, ilişkiyi kesmek, sakınmak, uzak durmak, bedenen veya dil ile ya da kalben terk etmek, şehvet ve kötü davranışlardan uzaklaşmak. Hijr… • سبل (sbl) kökü: yol, yöntem, araç, vesile, geçit, patika, yollar, çare, olanak, sebep • قتل (qtl) kökü: öldürmek, idam etmek, suçlanmak, katletmek/öldürmek/boğazlamak/kesip biçmek, öldürmeye teşebbüs etmek, kişiyi öldürülmüş gibi göstermek, savaşmak/çarpışmak/mücadele etmek, ustalaşmak, mücadele etmek/dövüşmek, ölümcül… • حيث (Hyv) kökü: Her yerde, nerede • وجد (wjd) kökü: kaybolan bir şeyi bulmak, algılamak, elde etmek, herhangi bir kişiyi veya şeyi (şöyle veya böyle) bulmak • نصر (nSr) kökü: yardım etmek/destek olmak, imdada yetişmek, korumak • Nisa suresi 176 ayettir; bu 89. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).