Akıl Kuran (akilkuran.com)

Mümin Suresi 25. Ayet Meali

Böylece katımızdan Hakk ile geldiği zaman onlar: "Onunla birlikte iman eden kimselerin oğullarını öldürün; kadınlarını ise sağ bırakın." dediler. Kafirlerin düzeni, sapkınlığa düşmekten başka bir şey değildir.

Mümin 40:25 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Böylece katımızdan Hakk ile geldiği zaman onlar: "Onunla birlikte iman eden kimselerin oğullarını öldürün;…
Mümin 40:25
فَلَمَّا جَٓاءَهُمْ بِالْحَقِّ مِنْ عِنْدِنَا قَالُوا اقْتُلُٓوا اَبْنَٓاءَ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا مَعَهُ وَاسْتَحْيُوا نِسَٓاءَهُمْۜ وَمَا كَيْدُ الْكَافِر۪ينَ اِلَّا ف۪ي ضَلَالٍ • Fe lemma caehum bil hakkı min indina kaluktulu ebnaellezine amenu meahu vestahyu nisaehum, ve ma keydul kafirine illa fi dalal. • Meal: Böylece katımızdan Hakk ile geldiği zaman onlar: "Onunla birlikte iman eden kimselerin oğullarını öldürün; kadınlarını ise sağ bırakın." dediler. Kafirlerin düzeni, sapkınlığa düşmekten başka bir şey değildir. • Kelime kelime: فَلَمَّا felemma (Musa) ne zaman ki · جَآءَهُم ca'ehum onlara gelince · بِٱلْحَقِّ bil-hakki hakk ile · مِنْ min -dan · عِندِنَا indina katımız- · قَالُوا۟ kalu dediler · ٱقْتُلُوٓا۟ ktulu öldürün · أَبْنَآءَ ebna'e oğullarını · ٱلَّذِينَ ellezine kimselerin · ءَامَنُوا۟ amenu inanan(ların) · مَعَهُۥ meahu onunla beraber · وَٱسْتَحْيُوا۟ vestehyu ve sağ bırakın · نِسَآءَهُمْ ۚ nisa'ehum kadınlarını · وَمَا ve ma ve değildir · كَيْدُ keydu tuzağı · ٱلْكَـٰفِرِينَ l-kafirine kafirlerin · إِلَّا illa başkası · فِى fi · ضَلَـٰلٍۢ delalin boşa çıkandan • جيا (jyA) kökü: gelmek/yapmak, işlemek, (bi edatıyla) getirmek, üretmek, (2:275) almak • حقق (Hqq) kökü: Adaletin, bilgeliğin, gerçeğin, doğrunun veya gerçekliğin gerekliliklerine uygun olmak, adil/uygun/doğru/yerinde olmak, özgün/hakiki/sağlam/geçerli/esaslı/gerçek olmak, ayrıca… • عند (End) kökü: Edat: burada, ile, tarafından, noktasında, hakkında, -den/-dan, huzurunda. Kelime yakınlık fikrini ifade eder, ister sahiplik anlamında fiili olsun ister düşünsel olsun, ayrıca rütbe veya haysiyet veya görüş, zaman ve… • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • قتل (qtl) kökü: öldürmek, idam etmek, suçlanmak, katletmek/öldürmek/boğazlamak/kesip biçmek, öldürmeye teşebbüs etmek, kişiyi öldürülmüş gibi göstermek, savaşmak/çarpışmak/mücadele etmek, ustalaşmak, mücadele etmek/dövüşmek, ölümcül… • بني (bny) kökü: inşa etmek, yapmak, kurmak, oluşturmak, bina yapmak, yapı, nesil, soy, aile • امن (Amn) kökü: güvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir… • حيي (Hyy) kökü: Yaşamak, hayatta olmak, utanmak, geceyi uyanık geçirmek, toprağı gübrelemek/verimli hale getirmek, birini hayatta tutmak, birini sağ bırakmak, ihtiyatlılığı/ölçülülüğü/utangaçlığı kaldırmak, ölçüsüz/arsız yapmak, iyi… • نسو (nsw) kökü: Kadınlar. Bu kelimenin tekil hali yoktur. • كيد (kyd) kökü: Üzere olmak, tam noktasında olmak, neredeyse olmak, niyet etmek, dilemek, hileli bir düzen uygulamak, arzu etmek, bir şey planlamak/düzenlemek/tasarlamak, bir şey üzerinde çalışmak veya emek vermek, bir şeyi gizlice… • كفر (kfr) kökü: Gizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar… • ضلل (Dll) kökü: Yanlış yola saptı, sapmış, yolunu şaşırmış. Doğru yoldan sapmış. Doğru yolu kaçırmış veya kaybetmiş. Bir şeyi kaybetmiş ve yerini bilmiyor. Şaşırmış ve doğru yolu görememiş. • Mümin suresi 85 ayettir; bu 25. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).