Akıl Kuran (akilkuran.com)

Şura Suresi 36. Ayet Meali

Size verilen her şey, geçici dünya hayatının geçimliğidir. İman edip, Rabb'lerine tevekkül edenlere Allah katından verilecek nimetler daha hayırlıdır ve daha kalıcıdır.

Şura 42:36 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Size verilen her şey, geçici dünya hayatının geçimliğidir.
Şura 42:36
فَمَٓا اُو۫ت۪يتُمْ مِنْ شَيْءٍ فَمَتَاعُ الْحَيٰوةِ الدُّنْيَاۚ وَمَا عِنْدَ اللّٰهِ خَيْرٌ وَاَبْقٰى لِلَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَلٰى رَبِّهِمْ يَتَوَكَّلُونَۚ • Fe ma utitum min şey'in fe meta'ul hayatid dunya, ve ma ındallahi hayrun ve ebka lillezine amenu ve ala rabbihim yetevekkelun. • Meal: Size verilen her şey, geçici dünya hayatının geçimliğidir. İman edip, Rabb'lerine tevekkül[1] edenlere Allah katından verilecek nimetler daha hayırlıdır ve daha kalıcıdır. • Dipnot 1: Allah'a güvenmek, O'na dayanmak; her türlü hazırlığı yaptıktan sonra sonucu Allah'a bırakmak. • Kelime kelime: فَمَآ fema · أُوتِيتُم utitum size verilen · مِّن min · شَىْءٍۢ şey'in şeyler · فَمَتَـٰعُ femetau geçimidir · ٱلْحَيَوٰةِ l-hayati hayatının · ٱلدُّنْيَا ۖ d-dunya dünya · وَمَا vema ve · عِندَ inde yanında bulunan ise · ٱللَّهِ llahi Allah'ın · خَيْرٌۭ hayrun daha hayırlıdır · وَأَبْقَىٰ ve ebka ve daha kalıcıdır · لِلَّذِينَ lillezine için · ءَامَنُوا۟ amenu inananlar · وَعَلَىٰ ve ala ve · رَبِّهِمْ rabbihim Rablerine · يَتَوَكَّلُونَ yetevekkelune dayananlar (için) • اتي (Aty) kökü: Gelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak… • شيا ($yA) kökü: irade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\"… • متع (mtE) kökü: Faydalanmak/yararlanmak, hediye, faydalı/avantajlı herhangi bir şey, eşya (örn. mutfak eşyası, mobilya), mal/ürün. • حيي (Hyy) kökü: Yaşamak, hayatta olmak, utanmak, geceyi uyanık geçirmek, toprağı gübrelemek/verimli hale getirmek, birini hayatta tutmak, birini sağ bırakmak, ihtiyatlılığı/ölçülülüğü/utangaçlığı kaldırmak, ölçüsüz/arsız yapmak, iyi… • دنو (dnw) kökü: Yakın olmak, yaklaşmak veya alçalmak, indirmek, benzer olmak • عند (End) kökü: Edat: burada, ile, tarafından, noktasında, hakkında, -den/-dan, huzurunda. Kelime yakınlık fikrini ifade eder, ister sahiplik anlamında fiili olsun ister düşünsel olsun, ayrıca rütbe veya haysiyet veya görüş, zaman ve… • خير (xyr) kökü: İyi olmak, iyilik yapmak, seçenek vermek (ve seçenek verilmek), bir şeyi veya kişiyi diğerine tercih etmek, tercih edilen/telaffuz edilen/seçilen, iyilikte birbirini geçmeye çalışmak, güzellik ve mizaçta mükemmel olmak… • بقي (bqy) kökü: Kalmak, sürmek, devam etmek, artakalmak, yaşamak, hayatta olmak, arta kalmak, geriye kalmak, beklemek, durmak, var olmak • امن (Amn) kökü: güvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir… • ربب (rbb) kökü: Usta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren… • وكل (wkl) kökü: Güvenmek, onaylamak, vermek, görev vermek, işleri düzenlemek, dayanmak, bel bağlamak. • Şura suresi 53 ayettir; bu 36. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).