Doğrusu bunları ve atalarını, kendilerine Hakk ve onu açıklayıcı bir Resul gelinceye kadar yararlandırıp yaşattım.
Zuhruf 43:29بَلْ مَتَّعْتُ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ وَاٰبَٓاءَهُمْ حَتّٰى جَٓاءَهُمُ الْحَقُّ وَرَسُولٌ مُب۪ينٌ • Bel metta'tu haulai ve abaehum hatta caehumul hakku ve resulun mubin. • Meal: Doğrusu bunları ve atalarını, kendilerine Hakk ve onu açıklayıcı bir Resul gelinceye kadar yararlandırıp yaşattım. • Kelime kelime: بَلْ bel doğrusu · مَتَّعْتُ mettea'tu yaşattım · هَـٰٓؤُلَآءِ ha'ula'i bunları · وَءَابَآءَهُمْ ve aba'ehum ve babalarını · حَتَّىٰ hatta dek · جَآءَهُمُ ca'ehumu kendilerine gelinceye · ٱلْحَقُّ l-hakku gerçek söz · وَرَسُولٌۭ ve rasulun ve elçi · مُّبِينٌۭ mubinun açıklayan • متع (mtE) kökü: Faydalanmak/yararlanmak, hediye, faydalı/avantajlı herhangi bir şey, eşya (örn. mutfak eşyası, mobilya), mal/ürün. • ابو (Abw) kökü: baba/büyükbaba/ata, babalık, beslemek/yemek vermek/yetiştirmek, büyütmek • جيا (jyA) kökü: gelmek/yapmak, işlemek, (bi edatıyla) getirmek, üretmek, (2:275) almak • حقق (Hqq) kökü: Adaletin, bilgeliğin, gerçeğin, doğrunun veya gerçekliğin gerekliliklerine uygun olmak, adil/uygun/doğru/yerinde olmak, özgün/hakiki/sağlam/geçerli/esaslı/gerçek olmak, ayrıca… • رسل (rsl) kökü: Bir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul… • بين (byn) kökü: Bir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma… • Zuhruf suresi 89 ayettir; bu 29. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).