Akıl Kuran (akilkuran.com)

Zuhruf Suresi 46. Ayet Meali

Ant olsun ki Biz Musa'yı ayetlerimizle Firavun'a ve onun melelerine gönderdik: "Ben alemlerin Rabb'inin Resul'üyüm." dedi.

Zuhruf 43:46 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Ant olsun ki Biz Musa'yı ayetlerimizle Firavun'a ve onun melelerine gönderdik: "Ben alemlerin Rabb'inin Res…
Zuhruf 43:46
وَلَقَدْ اَرْسَلْنَا مُوسٰى بِاٰيَاتِنَٓا اِلٰى فِرْعَوْنَ وَمَلَا۬ئِه۪ فَقَالَ اِنّ۪ي رَسُولُ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ • Ve lekad erselna musa bi ayatina ila fir'avne ve melaihi fe kale inni resulu rabbil alemin. • Meal: Ant olsun ki Biz Musa'yı ayetlerimizle[1] Firavun'a ve onun melelerine[2] gönderdik: "Ben alemlerin Rabb'inin Resul'üyüm." dedi. • Dipnot 1: Kanıtlarımızla, göstergelerimizle, mucizelerimizle. • Dipnot 2: Halkın ileri gelenleri, imtiyaz sahibi seçkinleri. Din adamları/ruhban sınıfı. • Kelime kelime: وَلَقَدْ velekad ve andolsun · أَرْسَلْنَا erselna biz gönderdik · مُوسَىٰ musa Musa'yı · بِـَٔايَـٰتِنَآ biayatina ayetlerimizle · إِلَىٰ ila · فِرْعَوْنَ fir'avne Fir'avn'a · وَمَلَإِي۟هِۦ ve meleihi ve ileri gelen adamlarına · فَقَالَ fe kale dedi · إِنِّى inni elbette ben · رَسُولُ rasulu elçisiyim · رَبِّ rabbi Rabbinin · ٱلْعَـٰلَمِينَ l-aalemine alemlerin • رسل (rsl) kökü: Bir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul… • ايي (Ayy) kökü: İmza, belirgin işaret, alamet, iz, im, damga, gösterge, mesaj, kanıt, ispat, mucize, iletişim, Kuran-ı Kerim ayeti. Tam olarak, normalde pek belirgin olmayan bir şey üzerindeki herhangi belirgin bir şeyi ifade eder… • ملا (mlA) kökü: Doldurmak, tatmin etmek, yardım etmek. Gençliğin özsuyu veya canlılığı bir kişide daha dolu bir şekilde ortaya çıktı. Tatmin etmek/doymak. Yardım etmek, desteklemek, bir şeyi yapmak için uyum sağlamak. Toplantı. En üst… • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • ربب (rbb) kökü: Usta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren… • علم (Elm) kökü: İşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim… • Zuhruf suresi 89 ayettir; bu 46. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).