Eğer onlar, Tevrat'ı, İncil'i ve Rabb'lerinden kendilerine indirileni gereğince uygulasalardı hem üstlerinden hem de ayaklarının altından yiyeceklerdi. İçlerinde muktesid bir topluluk var. Ve onlardan çoğu da kötü işler yapıyorlar.
Maide 5:66وَلَوْ اَنَّهُمْ اَقَامُوا التَّوْرٰيةَ وَالْاِنْج۪يلَ وَمَٓا اُنْزِلَ اِلَيْهِمْ مِنْ رَبِّهِمْ لَاَكَلُوا مِنْ فَوْقِهِمْ وَمِنْ تَحْتِ اَرْجُلِهِمْۜ مِنْهُمْ اُمَّةٌ مُقْتَصِدَةٌۜ وَكَث۪يرٌ مِنْهُمْ سَٓاءَ مَا يَعْمَلُونَ۟ • Ve lev ennehum ekamut tevrate vel incile ve ma unzile ileyhim min rabbihim le ekelu min fevkıhim ve min tahti erculihim. Minhum ummetun muktesıdeh ve kesirun minhum sae ma ya'melun. • Meal: Eğer onlar, Tevrat'ı, İncil'i ve Rabb'lerinden kendilerine indirileni gereğince uygulasalardı hem üstlerinden hem de ayaklarının altından[1] yiyeceklerdi. İçlerinde muktesid[2] bir topluluk var. Ve onlardan çoğu da kötü işler yapıyorlar. • Dipnot 1: Her yönden; ağaçlardan ve yerin yetiştirdiklerinden. • Dipnot 2: Orta yolu tutan, ortada olan. • Kelime kelime: وَلَوْ velev ve eğer · أَنَّهُمْ ennehum onlar · أَقَامُوا۟ ekamu gereğince uygulasalardı · ٱلتَّوْرَىٰةَ t-tevrate Tevrat'ı · وَٱلْإِنجِيلَ vel'incile ve İncil'i · وَمَآ ve ma ve ne ki · أُنزِلَ unzile indirildi · إِلَيْهِم ileyhim kendilerine · مِّن min -nden · رَّبِّهِمْ rabbihim Rableri- · لَأَكَلُوا۟ leekelu muhakkak ki yerlerdi · مِن min -nden · فَوْقِهِمْ fevkihim üstleri- · وَمِن ve min ve · تَحْتِ tehti altından · أَرْجُلِهِم ۚ erculihim ayaklarının · مِّنْهُمْ minhum içlerinde vardır · أُمَّةٌۭ ummetun bir ümmet · مُّقْتَصِدَةٌۭ ۖ muktesidetun tutumlu · وَكَثِيرٌۭ vekesirun ama çoğu · مِّنْهُمْ minhum onlardan · سَآءَ sa'e ne kötü · مَا ma işler · يَعْمَلُونَ yea'melune yapıyorlar • قوم (qwm) kökü: Kıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk… • نزل (nzl) kökü: inmek, aşağı gelmek, olaylara rastlamak, bir yere inip konmak, bir yerde konakmak. indirmek, gönderme. Bir misafir için hazırlanan şey, ikametgah, hediye. Konak, mevki. Aşağı indirmek, göndermek. Aşağı inme, vahiy… • ربب (rbb) kökü: Usta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren… • اكل (Akl) kökü: yiyecekleri çiğnedikten sonra yutma, geçim kaynağı, yiyip bitirme/tüketme, besleme/tedarik etme, yemek/kemirmek, yenecek şeyler, yiyecekler • فوق (fwq) kökü: Rütbe veya mükemmellikte üstün olmak, üstesinden gelmek, geçmek, üstünde/üzerinde olmak, üzerinde, üzerine, daha fazla, yüksekte olmak. Fauq - üstünde/üzerinde/daha fazla/üstün anlamında bir edattır. Fawaq - iki… • تحت (tHt) kökü: Alt tarafta olan, aşağı kısım, alt, alt taraf, aşağı, bayır, dağın eğimli yüzeyi, alt seviye. Fevk/yukarı'nın zıt anlamlısıdır. • رجل (rjl) kökü: Yürümek, ayakla itmek, yürümek, ayaklarından bağlamak, (dişinin) yavrusunu emzirmesine izin vermek, (saç) kıvırcık olmak, annesiyle serbest bırakmak. Rajjala - birini rahatlatmak, saç taramak, mühlet vermek. Tarajjala… • امم (Amm) kökü: ammina: önermek, bir yere doğru adım atmak, tamir etmek, yönelmek [5:2]ummun/umm: anne, kaynak, prensip, prototip, köken, örnek;ummi: anneye ait, okuma yazma bilmeyen, Arap, kendilerine ait vahyedilmiş kutsal kitabı… • قصد (qSd) kökü: Niyet etmek, ılımlı olmak, orta yolu tutmak, doğruca ilerlemek, hedeflemek, amaçlamak, onarmak, tasarlamak, ölçülü davranmak. Qasdun - doğru yol, orta yol, doğru yön, doğru yola yönlendirme, amaç, niyet, düz ve doğru… • كثر (kvr) kökü: Sayı veya miktar olarak aşmak, artmak, çoğalmak, sık sık olmak, bol, zenginlik; Çok olmak, sayıca fazla olmak, kalabalık olmak, ataları çok olan veya iyi işleri çok olan bir insan. Çok iyiliğe sahip olan insan, diğer… • سوا (swA) kökü: eşit, düz, beraber, denk, aynı, birlikte, eşit olmak, düzleşmek • عمل (Eml) kökü: iş, işlem, eylem, yapmak/hareket etmek/çalışmak/işletmek/inşaa etmek/üretmek, bir el sanatı uygulama, aktif olmak Türkçe’ye girmiş türevler : amel, aksülamel, amal, ameliyat, amil (amele), imal, istimal (müstamel… • Maide suresi 120 ayettir; bu 66. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).