Akıl Kuran (akilkuran.com)

Maide Suresi 71. Ayet Meali

Bir fitne olmayacağını sandılar da kör ve sağır kesildiler. Sonra Allah, onların üzerine tevbe etti. Daha sonra onlardan birçoğu yine kör ve sağır kesildiler. Allah ne yaptıklarını gerçeğiyle görmektedir.

Maide 5:71 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Bir fitne olmayacağını sandılar da kör ve sağır kesildiler.
Maide 5:71
وَحَسِبُٓوا اَلَّا تَكُونَ فِتْنَةٌ فَعَمُوا وَصَمُّوا ثُمَّ تَابَ اللّٰهُ عَلَيْهِمْ ثُمَّ عَمُوا وَصَمُّوا كَث۪يرٌ مِنْهُمْۜ وَاللّٰهُ بَص۪يرٌ بِمَا يَعْمَلُونَ • Ve hasibu ella tekune fitnetun fe amu ve sammu summe taballahu aleyhim summe amu ve sammu kesirun minhum vallahu basirun bima ya'melun. • Meal: Bir fitne[1] olmayacağını sandılar da kör ve sağır kesildiler.[2] Sonra Allah, onların üzerine tevbe[3] etti. Daha sonra onlardan birçoğu yine kör ve sağır kesildiler. Allah ne yaptıklarını gerçeğiyle görmektedir. • Dipnot 1: Allah'ın tevbe etmesi cezayı hak ettikleri halde, onları cezalandırmaması, onlara kendilerini düzeltmeleri için bir fırsat daha vermesidir. • Dipnot 2: Baskı ve zulüm. Samimiyet sınavı. Aldatma, aldatılma. Ateşte yakmak anlamındaki fetn kökünden türemiştir. Fitne, "Altın, gümüş gibi değerli maddelerin kendileriyle kaynaşmış olan değersiz maddelerden ayrıştırılması, yani saflaştırılması amacı ile yüksek ateşte eritilmesi işlemidir." Fitne, kişinin samimiyetinin iç yüzünün ortaya çıkması için; savaş, baskı, zulüm, zenginlik, yoksulluk, hastalık, ölüm, ün, mevki, mal, mülk gibi konularda tabi tutulduğu samimiyet sınavıdır. • Dipnot 3: Gerçeği görmezden ve duymazdan geldiler. • Kelime kelime: وَحَسِبُوٓا۟ ve hasibu ve sandılar · أَلَّا ella · تَكُونَ tekune olmayacak · فِتْنَةٌۭ fitnetun bir fitne · فَعَمُوا۟ feamu kör oldular · وَصَمُّوا۟ ve sammu ve sağır kesildiler · ثُمَّ summe sonra · تَابَ tabe tevbesini kabul etti · ٱللَّهُ llahu Allah · عَلَيْهِمْ aleyhim onların · ثُمَّ summe sonra yine · عَمُوا۟ amu kör · وَصَمُّوا۟ ve sammu ve sağır kesildiler · كَثِيرٌۭ kesirun çokları · مِّنْهُمْ ۚ minhum onlardan · وَٱللَّهُ vallahu Allah · بَصِيرٌۢ besirun görüyor · بِمَا bima ne ki · يَعْمَلُونَ yea'melune yapıyorlar • حسب (Hsb) kökü: Düşünmek, göz önünde bulundurmak, varsaymak, hayal etmek, görüşünde olmak. Bir şeyi saymak/hesaplamak/hesap etmek/hesaplamak, hesaplamak, ölçmek, bir şeyi hesaba katmak veya değerlendirmek, bir şeyin öyle olduğunu… • كون (kwn) kökü: Olmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri… • فتن (ftn) kökü: Denemek veya kanıtlamak, zulmetmek, yakmak, denemek, sıkıntıya ve zorluğa sokmak, katletmek, hataya sürüklemek, herhangi bir yolla imandan saptırmak, yanıltmak, görüş ayrılığı veya anlaşmazlık yaratmak, kötülük… • عمي (Emy) kökü: görevinden saptırmak, yoldan sapmak, kör veya cahil ve kapalı olmak, görme yetisinden yoksun bırakmak, karartmak, kör, karanlık, gizlemek. amaḥa - zihinsel körlük, amaya - zihinsel ve fiziksel körlük. • صمم (Smm) kökü: sağır olmak, bir şişeyi tıkamak, bir kapağı kapatmak, (kulak deliğinin) tıkanmış olması • توب (twb) kökü: Dönmek; tövbe etmek; pişmanlıkla kendini çevirmek (ila ile veya olmadan), merhametle dönmek (ala ile), uyum sağlamak. • كثر (kvr) kökü: Sayı veya miktar olarak aşmak, artmak, çoğalmak, sık sık olmak, bol, zenginlik; Çok olmak, sayıca fazla olmak, kalabalık olmak, ataları çok olan veya iyi işleri çok olan bir insan. Çok iyiliğe sahip olan insan, diğer… • بصر (bSr) kökü: görme, bakma, gözle görmek, görüş, göz, dikkatle bakma, görme gücü, görüş açısı • عمل (Eml) kökü: iş, işlem, eylem, yapmak/hareket etmek/çalışmak/işletmek/inşaa etmek/üretmek, bir el sanatı uygulama, aktif olmak Türkçe’ye girmiş türevler : amel, aksülamel, amal, ameliyat, amil (amele), imal, istimal (müstamel… • Maide suresi 120 ayettir; bu 71. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).