Akıl Kuran (akilkuran.com)

Maide Suresi 70. Ayet Meali

Elbette İsrailoğullarından söz aldık ve onlara Resuller gönderdik. Ne zaman kendi hevalarına uymayan bir resul geldiyse, bir kısmını yalanlıyor ve bir kısmını da öldürüyorlardı.

Maide 5:70 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Elbette İsrailoğullarından söz aldık ve onlara Resuller gönderdik.
Maide 5:70
لَقَدْ اَخَذْنَا م۪يثَاقَ بَن۪ٓي اِسْرَٓائ۪لَ وَاَرْسَلْـنَٓا اِلَيْهِمْ رُسُلاًۜ كُلَّمَا جَٓاءَهُمْ رَسُولٌ بِمَا لَا تَهْوٰٓى اَنْفُسُهُمْۙ فَر۪يقاً كَذَّبُوا وَفَر۪يقاً يَقْتُلُونَ • Lekad ehazna misaka beni israile ve erselna ileyhim rusula kullema caehum resulun bima la tehva enfusuhum ferikan kezzebu ve ferikan yaktulun. • Meal: Elbette İsrailoğullarından söz aldık ve onlara Resuller gönderdik. Ne zaman kendi hevalarına[1] uymayan bir resul geldiyse, bir kısmını yalanlıyor ve bir kısmını da öldürüyorlardı. • Dipnot 1: Bkz. 5:48. ayetin 3. dipnotu. • Kelime kelime: لَقَدْ lekad andolsun · أَخَذْنَا ehazna biz almıştık · مِيثَـٰقَ misaka söz · بَنِىٓ beni oğullarından · إِسْرَٰٓءِيلَ israile İsrail · وَأَرْسَلْنَآ ve erselna ve göndermiştik · إِلَيْهِمْ ileyhim onlara · رُسُلًۭا ۖ rusulen elçiler · كُلَّمَا kullema ne zaman · جَآءَهُمْ ca'ehum onlara getirdiyse · رَسُولٌۢ rasulun bir elçi · بِمَا bima bir şey · لَا la · تَهْوَىٰٓ tehva istemediği · أَنفُسُهُمْ enfusuhum canlarının · فَرِيقًۭا ferikan bir kısmını · كَذَّبُوا۟ kezzebu yalanladılar · وَفَرِيقًۭا ve ferikan ve bir kısmını da · يَقْتُلُونَ yektulune öldürüyorlardı • اخذ (Axp) kökü: eline almak, almak/edinmek, türetilmek/çıkarılmak/kabul edilmek, kabul etmek, bir anlaşmayı kabul etmek, etkilenmek/etkilendirilmek, ezici etki, esir almak, üstünlük kazanmak/öldürmek/yok etmek, büyülemek/cezbetmek • وثق (wvq) kökü: Birine güvenmek, dayanmak, bağlanmak. • بني (bny) kökü: inşa etmek, yapmak, kurmak, oluşturmak, bina yapmak, yapı, nesil, soy, aile • رسل (rsl) kökü: Bir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul… • كلل (kll) kökü: 1. Tüm, bütün, tamlık, bütünlük 2. babasını ve çocuğunu kaybetmek, doğrudan mirasçısı bulunmamak, bitkin düşmek, yorgun, zayıf olmak; sadece uzak ilişkileri bulunmak Türkçe’ye girmiş türevler : küllî, külli yevmin… • جيا (jyA) kökü: gelmek/yapmak, işlemek, (bi edatıyla) getirmek, üretmek, (2:275) almak • هوي (hwy) kökü: Kuş gibi avına doğru dik inmek, yok olmak, mahvolmak, yıkmak, yok etmek, ortadan kaybolmak, özlem duymak, hayal etmek, kandırmak, baştan çıkarmak, savrulmak, düşük tutkuyla ilham vermek, arzular/hayaller • نفس (nfs) kökü: nefs, öz, benlik, kişilik, yüksek derecede değer verildi, değerli ve istenen, çekicilik gören, sevilen veya saygı değer bulunan • فرق (frq) kökü: Ayırmak/ayırt etmek/bölmek/ikiye ayırmak/karar vermek. Farqun - ayırt etme veya ayırma eylemi. Fariq - ayıran, ayrım yapan. Firqun - ayrı parça, yığın. Firqatun - insan topluluğu. Fariqun - parça/bölüm, bazı taraf veya… • كذب (kpb) kökü: Yalan söylemek, gerçek olmayan şeyleri söylemek, uydurma bir yalan söylemek, bir yalan ileri sürmek, bir yalan anlatmak, bir yalan söylemek, yanlış olmak, kesilmek, aldatmak, beklentileri boşa çıkarmak. • قتل (qtl) kökü: öldürmek, idam etmek, suçlanmak, katletmek/öldürmek/boğazlamak/kesip biçmek, öldürmeye teşebbüs etmek, kişiyi öldürülmüş gibi göstermek, savaşmak/çarpışmak/mücadele etmek, ustalaşmak, mücadele etmek/dövüşmek, ölümcül… • Maide suresi 120 ayettir; bu 70. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).