İman Eden kimselere düşmanlık yönünden insanların en çetininin Yahudiler ve Müşrikler olduğunu görürsün. Ve yine İman Eden kimseler için sevgice daha yakın olanların da biz Nesara'yiz diyenler olduğunu göreceksin. Bunun nedeni, kuşkusuz bunların içinde gerçekten büyüklük taslamayan keşişler ve rahipler olmasıdır.
Maide 5:82لَتَجِدَنَّ اَشَدَّ النَّاسِ عَدَاوَةً لِلَّذ۪ينَ اٰمَنُوا الْيَهُودَ وَالَّذ۪ينَ اَشْرَكُواۚ وَلَتَجِدَنَّ اَقْرَبَهُمْ مَوَدَّةً لِلَّذ۪ينَ اٰمَنُوا الَّذ۪ينَ قَالُٓوا اِنَّا نَصَارٰىۜ ذٰلِكَ بِاَنَّ مِنْهُمْ قِسّ۪يس۪ينَ وَرُهْبَاناً وَاَنَّهُمْ لَا يَسْتَكْبِرُونَ • Le tecidenne eşedden nasi adaveten lillezine amenul yehude vellezine eşraku, ve le tecidenne akrabehum meveddeten lillezine amenullezine kalu inna nasara zalike bi enne minhum kıssisine ve ruhbanen ve ennehum la yestekbirun. • Meal: İman Eden kimselere düşmanlık yönünden insanların en çetininin Yahudiler[1] ve Müşrikler olduğunu görürsün. Ve yine İman Eden kimseler için sevgice daha yakın olanların da biz Nesara'yiz[2] diyenler olduğunu göreceksin. Bunun nedeni, kuşkusuz bunların içinde gerçekten büyüklük taslamayan keşişler[3] ve rahipler olmasıdır. • Dipnot 1: Hıristiyan'ız. Burada söz konusu edilen Hıristiyanlar da tıpkı Yahudiler gibi belli muhataplardır. Bu bütün zamanları ve herkesi kapsayan bir niteleme değildir. • Dipnot 2: Yahudiler kelimesin başında, "el" takısı, yani belirlilik takısı bulunmaktadır. Dolayısıyla belli bir dönemde, belli bir coğrafyada ve belli bir kesim Yahudi'den söz edilmektedir. Yani tarihin her döneminde yaşamış ve yaşayacak olan Yahudi'leri kapsayan bir husus söz konusu değildir. O gün İslam'a karşı tavır alan Yahudiler kast edilmektedir. Aksi bir düşünce Kur'an'a kesinlikle aykırıdır. • Dipnot 3: İbadetle meşgul olanlar. • Kelime kelime: لَتَجِدَنَّ letecidenne elbette bulursun · أَشَدَّ eşedde en yaman · ٱلنَّاسِ n-nasi insanlar içerisinde · عَدَٰوَةًۭ adaveten düşman olarak · لِّلَّذِينَ lillezine kimselere · ءَامَنُوا۟ amenu inanan(lara) · ٱلْيَهُودَ l-yehude yahudileri · وَٱلَّذِينَ vellezine kimseleri · أَشْرَكُوا۟ ۖ eşraku ve inkar eden(leri) · وَلَتَجِدَنَّ veletecidenne ve bulursun · أَقْرَبَهُم ekrabehum en yakınları da · مَّوَدَّةًۭ meveddeten sevgice · لِّلَّذِينَ lillezine kimselere · ءَامَنُوا۟ amenu inanan(lara) · ٱلَّذِينَ ellezine kimseleri · قَالُوٓا۟ kalu diyenleri · إِنَّا inna biz · نَصَـٰرَىٰ ۚ nesara hıristiyanlarız · ذَٰلِكَ zalike çünkü · بِأَنَّ bienne şüphesiz · مِنْهُمْ minhum onların içlerinde vardır · قِسِّيسِينَ kissisine keşişler · وَرُهْبَانًۭا ve ruhbanen ve rahipler · وَأَنَّهُمْ ve ennehum ve onlar · لَا la · يَسْتَكْبِرُونَ yestekbirune büyüklük taslamazlar • وجد (wjd) kökü: kaybolan bir şeyi bulmak, algılamak, elde etmek, herhangi bir kişiyi veya şeyi (şöyle veya böyle) bulmak • شدد ($dd) kökü: sıkıca bağlamak, sıkıştırmak, sağlamca güçlendirmek, koşmak, kurmak, sağlamlaştırmak, sert yapmak, güçlü yapmak, (gün) ilerlemiş olmak, yoğun olmak. ushdud - sertleştirmek, güçlendirmek. shadiid (çoğul: shidaad &… • نوس (nws) kökü: sallamak, durmak, hareket etmek, fırlatmak. İnsanlık, insanlar, diğerleri, erkekler. • عدو (Edw) kökü: geçip gitmek, göz ardı etmek, ihlal etmek, yan çizmek • امن (Amn) kökü: güvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir… • شرك ($rk) kökü: yoldaş/ortak olmak, paylaşmak. şirkun - paylaşma, katılım, çok tanrıcılık, putperestlik, Allah'a ortak koşmak. şerik (çoğul: şüreka) - ortak, partner, paylaşımcı. İkinci çekim isimleri, bitişik zamirlerle takip… • قرب (qrb) kökü: Yakın olmak, yaklaşmak, teklif etmek, ilişki veya rütbede yakın olmak, el altında olmak, yaklaşmak. Qurbatun - yakınlık, yakınlaşma araçları, akrabalık, ilişki. Qurubatan (çoğul qurubatun) - insanları Allah'a… • ودد (wdd) kökü: Sevmek, istemek, arzulamak, hoşlanmak, dilemek, özlemek • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • نصر (nSr) kökü: yardım etmek/destek olmak, imdada yetişmek, korumak • قسس (qss) kökü: Herhangi birini karalamak, kötülük düşünmek, bir şeyin peşinde olmak, ustaca otlatmak, rahip olmak, iyi çoban olmak. Qissis - bilge, Hristiyan, rahip, öğrenmeye adanmış. • رهب (rhb) kökü: Korkmak, çekinmek, dehşete düşmek, ürkmek, sakınmak, korkuya kapılmak, kaçınmak • كبر (kbr) kökü: Sert olmak, büyümek, büyük/geniş/iri olmak, ergenliğe ulaşmak, saygınlık veya rütbece yükselmek, bir şeyi büyütmek, büyüklük konusunda biriyle rekabet etmek/çekişmek, kendini yüceltmek, gururlu/kibirli/küstah davranmak… • Maide suresi 120 ayettir; bu 82. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).